Gizli Bahçe The K2 Shopping King Loui Sarai Aşkın Kokusunu Aldım Bir Anda Aşk Eğer Benimle Olsaydı Büyü Cindrella and Four Knights Hayat Işığım Love in the Moonlight Piyon Moon Lovers Scarlet Heart Ryeo Tutku Oyunları Serisi İzabel Şeytan Tüyü - Yakın Mesafe

As!'den_Signal_K-Drama (Kore Dizisi)_İncelemesi

Evet kitap, hayatımın en derin merkezinde ama hayatımın bir diğer merkezinde de kocaman yer alan K-dramalarım da olmazsa olmazlarımdandır.

  Bugünlerde Polisiye gerilim kitaplarına sardığımı sağır sultan bile duydu. Ee hal böyle olunca sizlere son dönemde izlediğim en iyi, en sağlam, en harikası muhteşem polisiye dizi olan SİGNAL dan birazcık bahsedeyim istedim.
Dizi son dönemde harika yapımlara kucak açan TvN dizisi. Afişi ilk gördüğümde neden böyle bir afiş kullanılmış acaba diye düşünmüştüm. Meğerse afişin sırrı dizinin içindeymiş, kesinlikle diziye cuk diye oturmuş. 

Efenim dramamızın iki dönemi var,  biri 2000'li yıllarda diğeri de günümüzde geçiyor. 

Günümüzde, suç profilcisi olan ve bu konuda da başarısını epey gözler önüne seren Park Hae-Young (Lee Je Hoon) ve bu işe yıllarını veren 2000'li yıllarda kaybettiği adamı durmaksızın arayan, eski yıllara ait çözülmemiş davalar departmanına atanan Cha Soo-Hyun (Kim Hye-Soo) ve 2000 li yıllarda yaşayan ve başarılı bir dedektif olan - şahsen benim esas karakterim diyebileceğim - Lee Jae-Han (Cho Jin-Woong) arasında geçmektedir.

 Görseller Yeppudaa.com sitesinden alınmıştır.


Suç profilcimiz Park Hae-Young bir gece karakoldayken  oraya nasıl geldiğini bile anlamadığı bir telsiz bulur. Telsizden gelen sesler karşısında önce birinin kendisiyle dalga geçtiğini düşünür ama aslında olaylar hiçte öyle değildir. Telsizin diğer ucunda 2000 yılında yaşayan dedektif Lee Jae-Han vardır. İlk başlarda olayı pek kavrayaman Young, daha sonra işin ciddiyetini bir şekilde anlar var ve merakına yenik düşerek telsizi sürekli yanında taşımaya başlar. Artık Lee Jae-Han ile her gece saat 11:20 de 3 dakikalık görüşmeleri vardır. Eski suçları araştıran Young'un elinde uzun zaman önce 10 kadının hunharca katledildiği seri katil davası vardır. Ve eski dönemde de Jae Han'da bu davayı çözmeye çalışmaktadır, bu tesadüften sonra yolları bu olayla bambaşka bir boyuta geçiş yapar. Günümüzde takip ettiği cinayet dosyaları aslında 2000'li yılların başlarında Jae Han'nın davalarıdır ve çözülemedikleri içinde hepsi içinde derin bir yara olarak kamıştır. 

  



















 Eskiden yaşanmış olaylara müdahele edip ölmesi gereken kişi ve kişileri kurtarma çabalarında yaşam döngüsünü tersine çevirdikleri için olmaması gereken şeyler olur. Haliyle iki dedektifimiz artık akıllanırlar ve cinayetlere ellerinden geldiğince az müdahele etmeye çalışırlar. Daha fazla insan ölmemesi için yakalanamayan katil ya da katilleri günümüzün teknolojisinden yararlanarak yakalamaya çalışırlar. 

 
Diziyi izlerken, aslında bu üç insanın geçmişte bir şekilde yolları kesişmiş olduğunu da görüyoruz. Ben en çok Young ve Lee Jae Han'nın eskiden ki karşılaşma anlarını epey bi üzüldüm. Pişmanlık, üzüntü, çaresizlik ne ararsan vardı. Ve taktir edersiniz ki kore dizilerinin olmazsa olmazı, kötülükte sınır tanımayan hırsından gözü dönen  emniyet müdürü ve onun etrafındaki yaverleri de dizide yer alıp bizi beddua sahibi ettiler.


Bu sane Jae Han'nın yaşadığı en acılı sahneydi :'(

Fark ettiniz dimi? Kadın oyuncu hakkında bir şey yazmadım :D Yazmayacağım da, nursuz, soğuk nevale, ifadesiz şey -,- keşke başka bir unni oynasaymış. 
   
Hele şu bakışlara baksanıza bir.. Karşında şöyle bir oppa var ve bakışlar böylesi ifadesiz, olacak iş değil :p 
Konuyu spoiler vermeden anlatayım istedim ama artık ne kadar başarılı oldum çok bilemedim.


Kurgusu o kadar sağlam ve kusursuz ki izleyici meraktan isilik döküyor :p (en azından ben) Senaristin insafı hiç yok, bu diziden ben bunu anladım. Senaristimiz suç davalarını o kadar ince detayla ve başarıyla yazmış ki, yönetmende bu suça ortak olup bizi görsel şölen boğmuş. İzlerken merakıma yenik düşüp sonraki bölümlerden spoileri yedirdim kendime. Pişman mıyım? Kesinlikle hayırrrrrr.. Yine olsa yine açar izlerim, zira burada önemli olan kalp ve akıl sağlığım :p 

  
Zeki kızım vesselam, diziye finale bir hafta kala başlamıştım. Yoksa her bölümü beklemek işkencelerin en büyüğünü yaşattırdı bana. Her bölüm bir dava çözüyorlar ama dizinin ortasında yeni konu başlayıp bir sonraki bölümün ortasına kadar devam ediyor, haliyle beklemeyi işkenceye dönüştürmek garanti oluyor. 
 
Ben anca bu kadarını yazabildim, sizler harika bir diziye kucak açmak isterseniz doğru adrestesiniz. Vakit kaybetmeden kesinlikle izlemelisiniz.


Dizi künyesi
Adı: Signal 시그널
Tür: Dram, Aksiyon, Fantastik, Gizem
Yönetmen: Kim Won-Suk
Senarist: Kim Eun-Hee (Three Days, Ghost gibi sevilen Kore dizilerin de senaristi.)
Yayıncı: tvN
Bölüm Sayısı: 16
Yapım Yılı: 2015 - 2016
Yayın Tarihi: 22 Ocak 2016 - 12 Mart 2016
Yayın Günleri ve Saati: Cuma & Cumartesi - 20:30
Dili: Korece
Ülke: Güney Kore

Oyuncular 
Lee Je-Hoon / Park Hae-Young
Kim Hye-Soo / Cha Soo-Hyun 
Cho Jin-Woong / Lee Jae-Han

Konusu
Dizi, eski bir dedektif ile yeni bir dedektifin çözülmemiş bir davayı çözümlemek için bir araya gelmelerini ve bu süreçte yaşanan olayları anlatmaktadır. 

Ve Bonusum, dizinin uzun fragmanı sizlerle





Elbetteki olmazsa olmazım dizinin en sevdiğim OST'u 

INKY – Person That Should Leave
 


Evet korecanlarım, bir incelemenin daha sonuna geldim. Yayında ve yapımda emeği geçen, senaristlerin, yönetmenlerin, ışıkçının, çaycının, kostümcünün, ve elbetteki oyuncuların tek tek alınlarından öperim. 



Romantik komedi, üstüne dramnın dibi diziler tamam da arada bir bana böylesi kaliteli polisiyelerlede gelin dostlar.. 

Sizleri çokça seven As! den sevgilerle..


As!'den_Daniel Palmer & GÖRme DUYma KONUŞma_Yorumu

Yine ben :) Özlediniz mi beni? Üst üste bitirdiğim harika kitaplar olunca vakit kaybetmeden yoruma geçeyim istedim. Umarım dünkü tanıtım ve ön okumadan memnun kalmışsınızdır.


Malumunuz bendeniz, Nisan ayında Fantastik, Polisiye gerilim kitaplarına ağırlık vereceğim demiştim. Sanırım gidişat Mayıs ayında da aynı şekilde devam edecek gibi. Zira fanstatikte vampirler & kurt adamlarla, polisiye gerilimde de katillerle başa çıkmayı pek bir sevdim. 

Son olarak okuduğum Koridor Yayınlarından çıkan Görme Duyma Konuşma kitabı da bu kararımı bir kez daha destekledi.
Kitabın konusuna değineceğim elbet ama öncelikle kitapla ilgili duygu & düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. 

Kitabın son sayfasını kapattığımda - ohhhhh sonunda bitirdim ama kesinlikle bende bittim - cümlesi oldu. Muazzam bir psikolojik gerilim yaşadım. Nerdesin GDK Katili? (görme duyma konuşma katili) tüm kitap boyunca bunu dedim durdum. İnanılmazdı, çokça gerilip, okurken farkında olmadan dişlerimi sıktığım anlar yaşadım ve kitap içerisinde bir çok şey ile mücadele ettim. Kanser hastası bir kadınla, deli gibi aşık bir adamla, psikopatlığın sınırlarını zorlayan seri katille ve elbetteki gizemlerle dolu cinayetlerle. Kitabın içerisinde yaşıyormuşum gibi bir hissiyattım vardı ki aman Allah'ım !!! Telefonuma zamansız gelen mesajlardan bile tırsma moduna girdim. Anlayacağınız üzere benim haliyeti ruhiye az biraz tepetaklak oldu.

Yazarın kalemini kesinlikle çok sevdim. Kurgu ! dehşet-ül vahşet. Adamım! sen benim artık top listemdesin. 

Sloganımız
Kötüyü görme.
Kötüyü duyma.
Kötüyü konuşma.

Sloganımızı da attıktan sonra geleyim kitabın konusuna; İlk sayfalarda bir adamımız adı John Bodine, 3 arkadaşıyla dağa tırmanıyor. Tırmanış sırasında bir kaza oluyor ve hayatının en zor kararını veriyor (gerçekten çok zor bir karar). Aradan yıllar geçiyor ve web oyunları yapmaya başlayan adamımız evli mutlu bir şekilde hayatını sürdürmeye çalışıyor. Deli gibi sevdiği eşinin eğitim masrafları, gelir gider derken maddi sıkıntıların içersinde yaşamını herşeye ramen sorunsuz iademe ettirmeye çalışıyor. Ta ki çok sevdiği eşinin cilt kanseri olduğunu öğrenene kadar. Tedavi için ciddi bir paraya ihtiyaçları vardır ve o para onlarda yoktur. Ve bu deli aşık koca yine hayatının ikinci en zor kararını veriyor ve web oyununa üye olan kişileri araştırmaya başlıyor. Büyük bir sigorta şirketinin müşterisi olan bir kaç aday vardır. Tercihini kendilerinden haber alınmayan Elliot ve eşi Tanya Uretsky'den yana kullanır ve eşinide ikna ederek onların yerine geçmeye karar veriyor.

Dedim ya adam karısına çılğınlar gibi aşık. Kitabın bir yerinde (arka kapak yazısında da var) 

Benim adım John Bodine. Yirmi dokuz yaşındayım ve hayatımın aşkıyla evliyim. Ne pahasına olursa olsun, ne yapmam gerekirse gereksin, onun ölmesine izin vermeyeceğim.

diyor. Ve evet adam tam olarak bunu yapıyor. Ne pahasına olursa olsun onu iyileştirmek için her şeyi yapıyor.
Benim adım John Bodine. Yirmi dokuz yaşındayım ve hayatımın aşkıyla evliyim. Ne pahasına olursa olsun, ne yapmam gerekirse gereksin, onun ölmesine izin vermeyeceğim. - See more at: http://illekitap.blogspot.com.tr/2016/04/daniel-palmer-gorme-duyma-konusma.html#sthash.DRKbrYqZ.dpuf
Onlar artık bay ve bayan Uretsky'lerdir. Eşinin tedavisine sigorta sayesinde başlamıştır ve her şey sorunsuz devam etmektedir. 

Ta ki !! - 

"Alo, kimsiniz?" Soruma hırıltılı ve boğuk bir ses yanıt verdi. 
"Adım Elliot Uretsky. Sanırım benim yerime geçmeye çalışıyorsun." 

İşte olaylar silsilesi tam olarak bu telefon görüşmesiyle başlıyor. Elliot, tam olarak psikopatın anasıdır hatta bence atasıdır. Elliot, adaman yapması için önce ufak çaplı kötü suçlar işlemesini ister, fular çalma vs. gibi ama sonrasında iş çığrından çıkar kundaklama üstüne adam öldürmeye kadar gider. 

Polise gidemez, giderse sigorta iptal olur ve tedavi yarım kalır, üstüne adam yakınında olan herkesi tek tek öldürmeye başlar. Ve cesetleri, iki parmağı dudaklarına, birer tanesini kulaklarına,  ikisini de gözlerinin üstüne koymş bir vaziyette bırakır. Ve iş artık cidden ama cidden çığrından çıkmaya başlar (bu kısımda ben şok). Koca artık polise gider işin içine FBI girer ve zaman artık bu psikopat adamı yakalama zamanıdır. Tamam, tamam detalaylara daha fazla  değinmeyeceğim. Devamı kitaptaaaaaaaa...

Görsel Koridor Yayınevinden alınmıştır


 Orjinal kapak (daha bi sevdim) 

Benim adım John Bodine. Yirmi dokuz yaşındayım ve hayatımın aşkıyla evliyim. Ne pahasına olursa olsun, ne yapmam gerekirse gereksin, onun ölmesine izin vermeyeceğim. - See more at: http://illekitap.blogspot.com.tr/2016/04/daniel-palmer-gorme-duyma-konusma.html#sthash.DRKbrYqZ.dpufKitap Tanıtımı
Kitabın Adı: Görme Duyma Konuşma
Orjinal adı: Stolen
Yazar: Daniel Polmer
Sayfa sayısı: 424
Baskı Yılı:2016 
Yayınevi: Koridor Yayınevi

Arka Kapak Yazısı
Akıl Oyunları'nın yazarından gerilim dolu bir roman!

John Bodine bir gün gizemli bir telefon alır. Esrarengiz bir ses ona sıra dışı ve ürkütücü bir oyun oynamayı teklif eder. John buna anlam veremese de, karşı tarafı dinlediğinde bu oyunu oynamak zorunda olduğunu anlar: Suç Oyunu.

Karısını ölümcül bir hastalıktan kurtarmaya çalışan John'un tek çaresi bu psikopattır. Saplantılı bir zihnin onu yönlendirmesiyle korkunç ve durdurulamaz suç oyunlarının içine çekilir. Her adımı, peşinde bir caninin ayak izlerini bırakacaktır. Hasta ruhlu bu adamın kim olduğunu ortaya çıkarması için sadece 36 saati vardır.

Benim adım John Bodine. Yirmi dokuz yaşındayım ve hayatımın aşkıyla evliyim. Ne pahasına olursa olsun, ne yapmam gerekirse gereksin, onun ölmesine izin vermeyeceğim.



 Yazarın diğer kitaplarını incelemek ve cüzdanınızı boşaltmak isteyen dostlar için linklere TIK TIK Goodreads  D&RKitap Yurdu

Benim adım John Bodine. Yirmi dokuz yaşındayım ve hayatımın aşkıyla evliyim. Ne pahasına olursa olsun, ne yapmam gerekirse gereksin, onun ölmesine izin vermeyeceğim. - See more at: http://illekitap.blogspot.com.tr/2016/04/daniel-palmer-gorme-duyma-konusma.html#sthash.DRKbrYqZ.dpuf
 Polisiye gerilim severler, polisiye gerilim okumayı alışkanlık haline getirmek isteyenler kesinlikle tavsiyemdir. Mutlaka okumalısınız..


Okumak İptiladır Müptelalara Selam!!! Kitapsız bir tek günümüzün dahi geçmemesi dileğiyle.. Sevgilerle As!







As!'den__Meral KIR_Aşkın Kokusunu Aldım_Tanıtımı ve Ön Okuma

 Efenim, bu sefer karşınıza aylardır merakla, sabırla ve hasretle beklediğiniz bir kitap tanıtımı ile geldim. 

Aspendos Yayınlarndan çıkacak olan SANCAKTARLAR SERİSİNİN 4. kitabı AŞKIN KOKUSUNU ALDIM, Sancaktarlar ailesinin çalışkan karıncası Serra'nın hikayesiyle kaldığı yerden devam ediyor. 

Kitabın içeriğini ve kapağını detaylıca incleyen biri olarak demem odur ki, gelen gideni kesinlikle aratmıyor ve bu kitapta  kapakta yazarın harika giden istikrarını devam ettiriyor.


Öncelikle, sizi daha fazla merakta bırakmayayım ve merakla beklenen kitabın kapağını sizlerle paylaşayım 


Nasıl? Tam bir yaz kapağı eğil mi? AŞKIN KOKUSUN ALDIM da Serra ablamız ve Barış abimiz sizlerle (alkış alkış alkış) 

Arka Kapak Yazısı   

Aşktan kaçan bir kadın... Aşktan yanarak vazgeçmiş bir adam... Yaralarını sarmalarına engel olan yalanlar ve geçmişten gelen büyük sırlar... Hiçbir aşk bu kadar imkânsız olmamış ve hiç kimse aşkı bu kadar çok istememişti. Futboldaki büyük başarılarını antrenörlüğüne de taşıyan Barış Dağlı için hayat, tek ailesi olan Fırat’tan ibaretti. Onu korumak adına, ustaca kullandığı kelimeleriyle karşısındakini çileden çıkaran Serra Sancaktar’ı hayatına dâhil etmeye karar verdiğinde genç kadının menekşe kokusunu hesaba katmamıştı. Üstelik artık kalbi gibi takımı da tehlikedeydi. Hırsına yenilen oyuncusunun ölümünün ardındaki sırlar, karanlık geçmişi yeniden aydınlattığında Barış’ın önce kalbini, sonra da Serra’yı kurtarması gerekecekti. Güçlü ve başarılı Serra Sancaktar, etrafına ördüğü duvarların arasında örnek bir hayat yaşarken kendini büyük bir skandalın içinde bulmuştu. Üstelik onu, ailesi için bir tehdit olarak gören Serra, hayatını kâbusa çevirmeye kararlı olan Barış Dağlı’nın puslu gözlerine baktığı andan itibaren artık eski Serra değildi. Her zorluğa direnen Serra’nın gücü bir tek aşka yetmediğinde, kırılan kalbinin parçalarını toplaması hiç kolay olmamıştı. Çünkü tüm bencilliği ve hainliğiyle, başka bir kadının yaktığı bu adama âşıktı. Soluksuz okuyacağınız bir macera ve her satırında size kendini hissettirecek amansız bir aşk hikâyesi...



Dolu dolu satırların sizleri beklediğine emin olabilirsiniz dostlar.

Yazar ile bütünleşen bölüm başlıkları, bu sefer bahara kucak açıyor ve çiçekleri bizlerle buşuluşturuyor. 

Allah'ım hepsine ba-yıl-dımmmm 

Bknz; en bi sevdiğim çiçekten bir kare ^^  Tabiki diğer çiçek görsellerinin devamı kitap bölümlerinde..
  
Kitap elimize ulaşmadan meraktan öleceğiz diyenlere buyrunuz öncesinde 

_ÖN OKUMA_



Sizlerle.. 

Serinin son kitabını bizlerle buluşturan Aspendos Yayınevine ve sevgili yazarımız Meral KIR'a sonsuz teşekkürler.. 
Sıra geldi kitabımızı kanlı canlı elimize almaya..
Kitapsız bir tek günümüzün dahi geçmemesi dileğiyle.. Sevgilerle As!


As!'den_J.R.Ward_Karanlık Sevgili (Black Dagger Brotherhood Series #1)_Yorumum

Evet uzun bir aradan sonra yine ben geldim.. 
Bu aralar reading slump denen illete kapıldım, tam bu illetten nasıl kurtulurum derken sağlam bir kitap arayışına girdim. Evet bendeniz  en güzel kitabı seçmiş olmanın mutluluğu ile gözlerim ışıl ışıl..

Görsel Dex sayfasından alınmıştır.

 Yorumuma start vermeden önce, tüm kitabı okurken ki başıma dert olan serzenişimi bir kez daha paylaşayım sizlerle. Kitabın incecik sayfalarına dokunduğumda ha yırtıldı yırtılacak korkusuyla kitap okunmuyor arkadaş! Düşünün sayfalar o kadar ince ki, sayfayı çevirdiğimde arka yazıyı da okuyabiliyorsun ve yazılar böylelikle birbirine girmiş oluyor ve okunmayı işkence haline çeviriyor. 

Yukarıda ki olumsuzluklara rağmen, ben ki fantastik kitap sevmezdim, ben ki amannnnn fantastik nedir ya der uzak dururum bu türlerden ! Yedim tüm dediklerimi ve ben bu kitabın konusuna, karakterlerine, vampir abilereeee bayıldımmmmmmmm :) 


Bence kitabın en başında ön söz olarak. "Dikkat Kara hançer kardeşleri sizde bağımlılık yaratabilir" diye yazsalarmış çok yerinde olurmuş. Yinede bağımlılıktan kurtulamazdık belki ama en azından kendimizi hazır ederdik.

Kara Hançer Kardeşliğine HOŞGELDİNİZ 
 Size önce Kara Hançer Kardeşliğinden bahsedeyim.. 

- Önceliğim elbetteki kitabın king'i Wrath <3 Adam tüm kitap boyunca kusursuzluğunu konuşturdu adeta. Ağzım açık hayranlıkla okudum kendisini :) Hele sonlara doğru ki şok ALLAHIMMMMMMMMMMM sen nasıl bi'şeysin dedim ve saf ben hiç anlamadım.. Liderim biricik saf kanlı vampirim, hırçın adamım, sinirli kibirli koçum, kıskanç erkeğim benim :J (coşan bir adet ben) Kendisi Kara hançer kardeşliğinin kralı. Ve kraliçesini arıyor. Bilmiyor ki kraliçesi Türkiye'nin mega kenti İstanbul'un göbeği Üsküdar'da kendisini bekliyor. Seriye bu kitapla süper bir giriş yaptık, serinin devamı da eminim ki bu süperlikte ilerleyecektir. (1.kitap)

- Rhange, kibirli yarim benim, bir gün o kibirden ötürü öleceksin haberin yok. (2.kitap)

Ruhsuz ikiz Zsadist, kendisi Phury'nin ikisi. Z'mm,en tehlikeli dazlak aşkitom benim. Seni ne zaman okurum kim bilir :(  (3.kitap)

-Kardeşler haricinde bir de polisimiz var Butch <3 şahsen ben onuda çok sevdim. Sert polis abimiz de iyiydi beee, hakkını yemeyeceğim  :) Onunda akıbetini çok pis merak ediyorum. Serinin 4.Kitabı kendisine ait. Adam vampirlerin arasına düştü ne durumdadır merak ediyorum :) 

- Vishouse'm ,sol gözündeki dövmen ben olayım dedirtenim benim.  (5.kitap)

- Phury, aksak yarim benin, inanıyorum ki bekarlık yeminini benimle bozacaksın, 
hayaller = ben. (6.kitap)

-Tohrment'm, Wrath'dan sonraki 2. adam. Adam aşık, adam forever. Tohr'uma bir sürü kalp ben. Ne diye 10.kitap onun bilmiyorum. Okumaya ömrüm vefa eder mi onu hele hiç bilmiyorum. 

Beni de kardeşliğinize "yenge" olarak dahil etseniz ne mutlu olurduk kim bilir :) 

Bkzn: Kardeşler epeyce bir giderli. Kim istemez ki burada kalıcı oyuncu olmayı

Üzülerek söylemek istiyorum seri hali hazır da 15 kitap (yazar yazmaya devam ediyor) ve bendeniz bu garip asi kız hepsini okumak istiyor. Kalitesiz kağıt baskısına bile razı bir şekilde  okumak istiyor, hem de çooooooooooook :(  Dex bu konuda ne düşünür bilemem ama bence seri Dex'in çıkardığı en iyi ve en sağlam serilerden biri. O yüzden demem odur ki bence en kısa sürede serinin hepsini çıkarmalı. 

Bu  seri de yitip giden serilerden olursa cidden ama cidden çok üzülürüm :( 



Kitabın birinci sayfasını açtığımda karşıma çıkan 2 sayfalık "Terimler ve Özel adlar sözlüğünü" ilk başta anlamamıştım ama sonraki sayfalarda epey bir işe yarıyor bu sözlük. Yazar o kadar çok terim kullanmış ki belli bir noktadan sonra ne neydi diye sözlüğe gidip geliyor insan. Düşünceli yazarmış aferin bu konuda çok taktir ettim kendisini ;) 
 
Kitap, dünya üzerinde ki tek safkan vampir olan Warth ve kardeşlerinin etrafında gelişiyor. Warth'ın en yakın arkadaşı Darius'un Warth'dan bir isteği vardır. 
Warth önce D'nin bir kızı olduğunu öğrenir, üstüne kızın melez olduğunu tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de kızın değişim zamanının geldiğini öğrenir. Ve bilin bakalım bu değişimden sağ kurtulabilmesi için kime ihtiyacı vardır  xD

Ve bir gün D Allah'ın rahmetine kavuşur :'( (spoiler değildir) ve Warth ahde vefa der ve son isteği olan D'nin kızının peşine düşer. İlk geceden olaylar az biraz çığırından çıksada king'im kendini çabuk toparlar. Tek istediği kırıcılarla girdikleri amansız savaştan kardeşleri ve kendisi zarar almadan kurtarmak ve gereken sorumluluğu alıp kıza gerçekleri açıklayıp savaşına kaldığı yerden devam etmektir. Tabi evdeki hesap çarşıya uymaz :) 

Yazık kıyamam bebeğime kendisini çok korumuştu halbuki ama demek ki neymiş vampirler de kalbe söz geçiremezlermiş :P 

Birde bir esas kız müsveddesi var ama bendeniz kendisini hiç mi hiç sevmedim, hatta nefret ettim ve kendisini sevmediğim kızlar grubuna dahil ettim. Çok iticiydi üstüne bir de sevimsiz. Zırnık sevmedim kızım seni. NET. O yüzdendir ki kız hakkında detaya girmeyeceğim. Marissa var kitapta anasının yavrusu şahsen o kızı daha çok sevdim <3

Yazarın, erkekleri süper bir mod da yazıp kızı antipatik yapmasını çok taktir ettim. Biliyor okurlarını yani en azından benim neyi taktir edeceğimi. 

Olayların sonu yok. Okurken karakterlerin hepsini epey bir merak ediyorsun. Yazar kalemini karakterlerin üstünde ustaca kurgulamış. Yer yer espirili anlatım ise okumayı daha bir sevilir hale getirmiş. 

Serinin 12 kitabı sizlerle..

Yukarıda belki fark etmemişsinizdir diye belirteyim istedim. Bizde çıkan 1.kitap kapağı orjinalinde 11. kitap kapağı. Çok merak ettim Dex bunu kapak yaparken bize ne demek istedi. 

Sizce hangi şık?  

A: Hiç kapak arayışına girmeyelim kitabı serinin diğer kapağıyla basalım.
B: Nasıl olsa biz bu seriyi 11. kitaba kadar basmayacağız, o yüzden 1. kapak 11. kapak olsun
C: Biz bunu basalım 11.Kitapta da 1.kitabın kapağını basarız.
D: Hepsi :J 

Olsun ben bu kapakla bile bu kitabı kabul ederim, sıfır kağıt kalitesiyle kabul etmiş insanım bunu dert etmem.  Ne de olsa güzel bir kitabı hem de fantastik bir kitabı bitirmenin mutluluğu var bende :)


Gel gelelim EN'lerime

En sevdiğim karakter: Ooohhh bebeğim tabiki Wrath <3 ama diğer kardeşlerde kalimin minnak odalarında elbette yerlerini aldılar. 
En sevmediğim: Tabiki kesinlikle Beth (sevimsiz şey) 
En sevdiğim an: Kara hançer kardeşlerin bir arada olduğu anlar. Allah'ım hepinizi ayrı severim :) Aklımda yer eden ise Warth ve Tohrment'in yaptıkları konuşmada Tohr'nu kıran Warth'ın pişmanlığı :/
En sevdiğim alıntı: Warth'dan - "Bana güvenme. Beni sevme. Umrumda bile olmaz. Ama bana asla yalan söylemeye kalkma."


****bir alıntı daha****

Beth çatalını masaya bıraktı. "Ne, biliyor musun ? Şu anda seninle olmak istemiyorum."

Wrath yemeğine devam etti. "O halde neden geldin? "
"Çünkü bunu sen istedin!"
"Bu bir hataydı." Beth peçetesini tabağının yanına koyup ayağa kalktı.
"inan nana, teklifimi reddetmeni kaldırabilirdim."
Beth hiç umurunda değilmiş gibi
"Bu gece senden önce biri daha bana bunu söylemişti. Çok teşekkür ederim.
Wrath bir küfür savurdu. "Yerine otur."
"Bana ne yapacağımı söyleme!
"Affet, yanlış söylemişim. Yerine otur ve çeneni kapa."
Beth "Seni küstah piç.."

Evet fantastik kitap bitirdim ben hem de severek bitirdim. Sizler de fantastik kitap seviyorsanız ya da benim gibi ön yargılıysanız kesinlikle bunu alıp okumalısınız. Ön yargınızı kenara bırakacağınızı garanti ederim :) 


Efenim kitapsız bir tek günümüzün dahi geçmemesi dileğiyle.. Sevgilerle As! 






 

Kargo Ne Getirdi_de_ Konuğum_Agapi Yayınları_

Bir okur için olabilecek en güzel şey, kitaplığa yeni yeni kitapların eklenmesidir. İş yerinde harıl harıl çalışırken kapını elinde kitaplarla tıklayan kargocu candır :) "Asiye hn. size yine kitap var" cümlesini alır bağrıma basarım xD 

Agapi Yayınlarından çıkan bu iki harika kitap artık kitaplığımda yerini almış bulunuyor. Kitaplar için bir kez daha teşekkürler Agapi Yayınları 
 Hadi size kargonun getirdiği güzelliklerinden bahsedeyim. 

İlk kitabımız Ward Larsen'den KUSURSUZ KATİL.. Adından da anlaşılacağı üzere Polisiye/Gerilim de direk bana göz kırpıyor.  Nisan ayında kendimi Fantastik & Polisiye kitaplara vuracağımı söylemiştim. Ve listeye 3. Polisiye kitabım olarak dahil olmuş durumda.

"Önce Çakal, sonra Jason Bourne. Şimdi de David Slaton'la tanışın... Hiçbir şey görüntüğü gibi değil... Oldukça yüksek bir aksiyon ve gururlandırıcı teknik detaylar." 
 diyor, Publisher Weekly 

Arka Kapak Yazısı: Devletlerin, dünya üzerinde kontrolü elde tutmak için verdikleri güç savaşı tarihi yönlendirir. Hiçbir şey göründüğü gibi değildir ve tek bir mükemmel an tarihin akışını değiştirebilir… 

Atlantik Okyanusu'na tek başına açılan Amerikalı genç Doktor Christine Palmer, şaşırtıcı bir keşif yapar; soğuk sularda hayatta kalan bir adam, kurtulmak için ahtapot gibi ona yapışır. Fakat bu sağ kalan kazazedede göründüğünden çok daha fazlası vardır. 

David Slaton bir Kidon'dur; iyi eğitimli, oldukça titiz ve çok tehlikeli bir suikastçı. Kidon, hem avcı hem de avdır ve kendisiyle beraber çevresindekiler de ciddi bir tehlike içindedir. Bu tehlikeden sıyrılmak için zamana karşı yarışmak zorundadır. 


Ödüllü yazar Ward Larsen, casusluk ve entrikanın çetrefilli öyküsünü, bir keskin nişancı hassasiyetiyle dokunmuş. 
Kitap hali hazırda bir çok ödül almış. Tabiri yerindeyse ödülleri silmiş süpürmüş.. 
Bknz:
#ForeWord Yılın Kitaı ödülü 
#Florida Kitap Ödülleri 
#En İyi ulusal Kitap ödülü 
#Amerikalı Askerş Yazarlar Topluluğu Ödülü
#Kraliyet Palmiyesi Edebiyat Ödülü 

VeoOrjinal kapaklar.. Sanırım ben orjinal kapakları daha bi çok sevdim <3

Kitap Künyesi
Seri Adı: David Slaton
Kitap Adı: Kusursuz Katil
Orjinal Adı: The Perfect Assassin
Yazar Adı: Ward Larsen
 Yayınevi: Agapi Yayınları
Çevirmen: Sena Ekmen, Güray Görkem Demirbaş 
Sayfa Sayısı: 480
Dil: Tükçe

 Efenim gelelim bir diğer yazarımıza.. 

Sıradaki kitabım, Ayşe AYHAN adlı yazarımızın elinde çıkan AŞK NEREDE?.. Kitabın arka kapak konusu çok ama çok eğlenceli (aşağıda sizlerle).. Umuyorum ki içeriğide en az arka kapak kadar güzeldir. Kitap kapağını da ayrıca bi sevdim. Ciltli oluşu bir yana, kapağı açınca orta daki kalp şeffaf ve içeride ki kapağın çiftini içine alıyor.. (tamam biraz karışık anlatmış olabilirim ama elinize aldığınızda ne demek istediğimizi anlayacaksınız) Açıkcası yazarın kendisini ilk defa duydum o yüzden okuyup tecrübe etmekte fayda var diye düşünüyorum.    

 
"İnsan sevmeye başladı mı yaşamaya da başlar" 
Madame de Scudery
Ne kadar da doğru değil mi? 

Arka Kapak Yazısı: Hande, kreatif direktörlük yaptığı reklam şirketinde hiç beklemediği bir terfi alır ve hayatı altüst (evet, evet, terfiden dolayı) olur. Şehir değiştirmesi gerekecektir ve bunun nasıl olacağını düşünürken, kendini birden bambaşka bir ülkede (evet, evet, başka bir ülkede) bulur. Giderken yanında bir dolu hayal kırıklığı ve planlar götürür.

Elbette bu hikâye için bize bir de yakışıklı erkek lazımdır. Hani şöyle yakışıklı, kaslı, güçlü, kuvvetli...Eric de bu rol için biçilmiş kaftandır. Ancak her yakışıklının CEO ve centilmenlik abidesi olması da beklenemez, değil mi?

Bu dağ adamı ve deli kızın yolları kesişecek. O dakikadan sonra Hande'ye çok gülecek, Eric'e çok kızacaksınız, ama bu masum aşk arayışını da çok seveceksiniz. Ve soracaksınız; eee, Aşk Nerede?

Ya çok tatlı !! Hande'ye gülüp Eric'e bende kızmak istiyorum xD 

Kitap Künyesi
Yazar AdıAyşe AYHAN
Kitap Adı: Aşk Nerede?
 Yayınevi: Agapi Yayınları
Sayfa Sayısı: 400
                                                                        Dil: Tükçe
  

 Kitapları elime aldım, sağdan, soldan, yetmedi yukarıdan olmadı aşağıdan bir güzel inceledim. Parmaklarım arasından sayfaları çevirdim ve kitap kokusunu içime çektim. Bundan sonrası keyifle okuma kısmı. Eee o zaman ben okumaya sizlerde incelememe buyrunuz sevgili kitap kurtlarım.. 


Kitapsız bir tek günümüzün dahi geçmemesi dileğiyle.. Sevgilerle As!..

 

As!'den__Jennifer Royce_Esir Yürek & Asil Korsanlar #1_Yorumu

Yine ben geldim :) Hem de harika bir TARİHİ AŞK Romanıyla geldim..


Jennifer Royce'dan Esir Yürek kitabı raflarda henüz yerini almadan ilk okumanın keyfi ile siz kitap kurtlarının karşısındayım :) Hava atmak gibi olmasın ama harika bir Historical Romance ile bolca zaman geçirdim.  Sıkı durun şu anda havaların en en büyüğünü atıyor ve köle Fahid  ile muazzam günler geçirdiğimi de ayrıca belirtmek istiyorum.

 Ahan da buraya yazıyorum bu ASİL KORSANLAR bizi bizden alacaklar. 
 
Daha çocukken başına gelen trajedi sonrasında belki de en çok mutluluğu hak eden adam Fahid'di. Küçücük bir çocukken annesinin o yerde yatan cansız haline şahit olan Fahid'in o halleri, yürekleri burkuyor. Kıyamam sana ben :'(


Çocukken ailesi katledilen  Fahid, köle olarak satılması için deniz aşırı ülkeye Mısır'a gönderilir. Köle pazarında Lord Norman Remington ile karşılaşması belkide onun en büyük şansıydı. Vücudunda ki kırbaç izlerini görenler adeta şok olsada bu izler Fahid için sadece çiziktir. (yani en azından onun onlara bakışı öyle ) 

Lord Norman, Fahid'i oğulları Derek,Will ve kızı Ayrin'nin koruması için satın alır ve onu eve götürür. Yerim ya :) Ayrin'i görür görmez "Sagirah" demesi ! o karşılaşma her şeyin habercisi xD
Ayrin'nin babası yaptığı bazı işler yüzünden tehditler alır ve tehditlerin sonunda Ayrin kaçırılır., hem de Fahid'in yanındayken :( Fahid'in artık tek bir amacı vardır o da Ayrin'ni bulmaktır. 

Bu süre içerisinde baba Norman ve erkek kardeşleri İngiltere'ye yollar ve Fahid Mısır'da kalır. Aradan geçen yıllar sonra bir gün... .... .... .....





‘Bu bedele değer… Onu buldum… Bu vicdan azabımın bir ödemesiyse
eğer, seve seve kabul ediyorum… Nihayet senin yaşadığını ve nerede
olduğunu biliyorum, Sagirah…’
 
Sagirah'ı bulması, onu ailesine geri götürmesi, hayatına Londra'da artık Fahid olarak değil Lord Raoul Anderson olarak başlaması.  Ve Anderson olarak Londra sosyetesine girmesi. Tüm bu süre zarfında okuduklarımız bizi adeta yerimize çivileyecek. Bunun garantisini size verebilirim. 


Fahid en baba favorim ama yardımcısı ve dostu olarak uzun zamandır yanında yer alan Suriye'li Cabir'de kesinlikle ikinci favori adamım oldu <3 Dost dediğin öyle olmalı <3 Adamın hazır cevaplılığı da, siniri de, keyifli halleri de çok ama çok tatlıydı.

Cabir’le burun buruna geldi.
“Ne o saraydan kız mı kaçırıyorsun, Hamlet?”
Fahid yanından geçerken, “Opera ve tiyatroyu birbirine karıştırıyorsun,
Cabir? Ben sadece Hırçın Kız’ın kocasına karşı geldiğinde,
alacağı ders oyununu sahneliyorum. Hamlet’le birazcık
benzerliğim olduğunu itiraf edebilirim ama,” diyerek duraksamadan
yanından geçip merdivenleri tırmandı.

Kitap içerisinde Fahid aradan geçen uzun zaman sonra Sagirah'ını maskeli bir baloda görmesi, o ulvi aşk duygusuyla karşı karşıya gelmesi dev adamımızı tam olarak muma çevirir :) 

Kitap öyle sadece aşktan meşkten ibaret değil elbet. Fahid'in yeni işi, onun denize olan tutkusu ve iyi korsan kötü korsana karşı savaşması ile devam ediyor.  Tüm bunlar arasında Sagirah'ın babası kızını yaşlı Vidal ile evlenmeye zorlaması ve tahmin edeceğiniz üzere Fahid'in buna tüm gücüyle karşı çıkması. Birde bir soluksuz kaçırılma anı var ki, dayanabilene helal olsun.  

Kitap içerisinde ki iki favorilerimden bahsetmiştim ama bu demek değil ki sadece favorim o kadarcık, kesinlikle değil ! Bunun William mı, Derek'i, Dante'si ve Sean'nı var. Var da var. 

2. kitap Dante'nin ama ben diğer kahramanlarımın da kesinlikle hikayelerini okumak isterim. Sadece Dante değil hepsinin kitabı olsun isterim. (Yorumcu kız burada yazara yeşil ışık yakıyor xD )

Kitap içerisinde ki mücadeleleri, savaşları arzuları ve istekleri okumanın keyfini yaşayacağınız dolu dolu bir kitap sizi bekliyor. Tavsiye kısmında Historical Romance severlere ya da hiç Historical Romance okumayanlara şiddetle önerebileceğim bir kitap. Okumadan geçmeyin efenim.. 

İşte karşınızda En sevdiğim En'lerim 

En sevdiğim alıntı(lar)
Nihayet dostum, küçük bir Sagirah, büyük yüreğini ele geçirmeyi başardı. Umarım çok mutlu olursun. ”
& & 
Bütün dünya sana dokunsa bile asla kirlenemeyecek kadar temizsin!” 
En sevdiğim kişi(ler) 
Asil korsanlarım, harikasınız <3
En sevdiğim an
 Fahid'in denizden geldiğinde yatağında Ayrin'ni gördüğü an :))))))

Yayınevi hayatına yeni adam atan sevgili Mortena Yayınlarının bünyesine bu yazarı ve kitabı dahil etmekle kesinlikle harika bir iş başarmış. Kendilerini de ayrıca tebrik ediyorum. 
Kitapsız bir tek günümüzün dahi geçmemesi dileğiyle.. Sevgilerle As!

BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI