Gizli Bahçe The K2 Shopping King Loui Sarai Aşkın Kokusunu Aldım Bir Anda Aşk Eğer Benimle Olsaydı Büyü Cindrella and Four Knights Hayat Işığım Love in the Moonlight Piyon Moon Lovers Scarlet Heart Ryeo Tutku Oyunları Serisi İzabel Şeytan Tüyü - Yakın Mesafe

As!'den_8.Kocaeli Kitap Fuarı_Notları_

Selam millet ben geldim :) Hem de harika bir fuar sonrasında geldim.. 


Bu yıl sekizincisi düzenlenen Kocaeli Kitap Fuarına gitmesem olmazdı değil mi? Malum bu yıl İstanbul Tüyap, Cnr ve Ankara kitap fuarından sonra Anadolu yakamın hemen sonunda yer alan şirin ilim Kocaeli kitap fuarına gitmesem gönlüm rahat etmezdi.

Bu fuar da ablamın imza günü vardı tabi. Hem imza telaşesi, hem fuar gezme zevki ile ben iki duyguyu yine birleştirip sundum kalbime. 

Ve fuar sabahlarının olmazsa olmazı, erken kalkıp yol almak bu işin kanunu gibi oldu adeta. Sabahın erken saatinde sevgili  ablam ve eniştemin şoförlüğünde düştük yollara. Kabaca 1,5 saatlik yolculuğun sonunda fuar alanına ulaştık. Te kapıdan girmeden "koş asi kitaplar seni çağırıyor" fikriyle içeriye adım atmadım adeta uçtum :) 


Güneş yüzüme yüzüme vurmayaydı iyiydi :P

Bu kızın alacak kitabı yoktu güya ! Malum yakın zamanda ikiz ile ben, Okuoku'dan ve Pegasus Yayınlarından yüklüce kitap almıştık.  O yüzdendir ki tek düşüncem ablamın imza günü ve sevgili kitap dostlarımı görmek, bolca muhabbet etmekti tüm niyetim (!) evet buna sizde inanmadınız demi, ama cidden tek düşüncem buydu :P 

İçeriye ilk girdiğimide düşüncem imza saatine kadar stantları gezip, en bi sevgili kitap dostlarımla uzun uzun sohbet etmekti, ki bunu da ziyadesiyle başardım. Ay her biri harikaydı, sohbetlerin tadı damağımda kaldı. Herkeslerle fotoğraf çektirip kitapların bolca gıybetlini yaptık :) 


Sevgili kitap dostlarım, hepinizi çooooooook seviyorummm 


Bu yıl Kocaeli fuar alanını genişletmiş, bence çokta iyi yapmış. Geçen yıl tek salon olan fuar alanına bu yıl 2 salon daha eklenmiş. Salonları çoğaltırken bir de havalandırma ya da klima da ekleselermiş tadından yenmezmiş, ama o da nazarımız olsun demişlerse demek ki, bize de bu çileye katlanmak düştü, malum gülü seven dikenine katlanıyor :p 


Önce her zaman ki gibi ilk olarak Aspendos Yayınevi standına uğradık, bu artık bizim totemimiz oldu ilk durak orası olmadan fuar gezmelerimiz çok anlamsız ve zevksiz oluyor bunu çözdük. 

Aspendos kitapları yine yeniden harika. Son çıkardığı harika, muhteşem, süper ötesi kitabı (evet bu kısım biraz torpil olabilir ama kitap cidden öyle) Aşkın Kokusunu Aldım ve merakla okumak istediğim İlik ve ilk kitabın sonunda beni şoka uğratan Bu Adamla Beraber kitapları ilk gözüme çarpan kitaplardı ve şimdide kitaplığımda yerini alan kitaplar oldu. Yayınevinin diğer şahane kitaplarına bakmadan edemiyor insan, misal en baba favori serilerimden Dövmeli Adamlar Serisine gözüm çarpınca benim kalp atışları taşikardiye ulaşmayı ihmal etmiyor. Ya da Terry ablamın diğer kitapları da al beni ellerinin arasında demeyi ihmal etmedi. Ve ben bu talebe kayıtsız kalır mıyım_ tabiki kalmamam anında ellerimin arasında dakikalarca incelendiler.    



Her fuar onların standına uğramazsam o gece gözüme uyku girmez benim. Hangi stand mı? Tabiki Ephesus Yayınları standı. Neredeyse tüm kitapları kitaplığımın en şahane yerinde yerlerini almış durumdalar. Yeter ki Ephesus çıkarsın ben hep okurum dediğim ender yayınevlerinden olur kendisi. Mazimiz eski ve derin.  Merakla beklediğim ve ne yalan söyleyeyim içeriğinden çok kapağıyla aşk yaşadığım The Edge of Never serisinin 2. kitabı Sonsuzluğun Kıyısında ve bookstagram kupalarım da artık bende <3 Yayınevinin stand önü artık her fuar gördüğümüz ve aşına olduğumuz o yoğunluğu ile yine şahaneydi. Boş yer adım atacak alan yoktu. Maşallah diyelim de nazarımız değmesin  :) 



Nemesis Kitap standına uğramak alışkanlık haline gelen sayılı yayınevlerinden biri . Seri kitapları istikrarlı bir şekilde çıkarmalı, her ay mutlaka yeni kitap ile yayın hayatına devam etmeleri bence yayınevini bir level daha yukarılara taşıyor. Tabi bu durum cüzdanımızı boşaltsa da okurunu düşünen yeni hikayeler yeni yazarlarla bizlere kucak açan yayınevi candır diyor, sessiz ve derinden taktirimizi sunuyoruz. Bir önceki alışverişte epeyce bir Nemesis kitabı almıştım ama bu fuar da es geçmeyeyim dedim   1 tanecik de olsa Nemesis kitabını kitaplığıma katayım istedim. 

Not: Bu yazarın bir numaralı hayranı kin? Tabiki sevgili ikizim biricik Serpil :)

Nemesis standında Deli kitabı, Rachel kitapları ve diğerleri yeni gelin modunda stand'da yerlerini almış okurlarını bekliyordu.  Satışın ve beğenilerin bol olsun Nemesis :) 






Tek bir stand'da toplanan Go! kitap, Koridor, Arkadya ve Arkadya Bitter kitapları ise Allah'ımm resmen gözlerime bayram ettirdi. Tüm sevdiğim kitapları yan yana görmek harikaydı . Standı gezerken fark ettim ki neredeyse tüm kitaplarını stoklamışım. Stoklamadığım bu iki kitap vardı, artık onlarda kitaplığımda. Ve fark ettim ki tüm Kocaeli kitap kurtları, Go!, Arkadya, Arkadya Bitter ve Koridor kitaplarını seviyor. Her 5 kişiden en az 3'ünün elinde  yayınevine ait kitaplardan vardı. Zevkli okuyucunun hali de bir başka :) 3 kitap 40 TL'yi görünce demek ki herkesler bu fırsatı kaçırmak istememişler.  Yığmışlar kitapları. Ve bu fiyat politikasını kesinlikle İstanbul'da da bekliyoruz;) 











Uzun uzun gezmelerimin son durağı Kanes Yayınları oldu. Öncelikle sevgili Nejla hanıma o hoş sohbeti için çokça teşekkür etmek istiyorum. Karşımda kitabın tüm o oluşum sürecini A'dan Z'ye bilen ve titiz çalışmaya önem veren biriyle sohbet etmenin keyfi inanın bambaşka oluyor. Evet kaliteli yayınevleri iki elin parmaklarını geçmez vee Kanes'in de onlardan biri olduğuna dün bir kez daha kanaat getirdim.  Uzunca zamandır merak ettiğim ve Facebook sayfam Kitap Rüyası'nda bir çok kez paylaştığım Kanes kitaplarından en çok merak ettiğim Karen Rose kitaplarını da almayı ihmal etmedim. Serinin dört kitabı 50 TL olunca neredeyse sevinçten çığlık atacaktım ki zor tuttum kendimi :)  Aldığım bir diğer kitap ise Saplantı kitabının devamı olan Beklenti, ilk kitabın etkisi unutulmadan yenisinin gelmesi süper oldu. Not olarak belirtmekte fayda var, aldığım duyumlara göre Saplantı kitabı kendi türünde uzunca bir süre D&R da en çok satılan kitaplardan biri olmuş. Bir de yayınevinin Berrin diye bir kitabı varmış, sosyal medya da bir çok kez görmüştüm ama alıp okumak nasip olmamıştı. Okuyanlardan yorum almak isterim, belli olmaz bir sonraki fuar onu da kitaplığıma katarım belki. 


Evet işte fuar ganimetlerimin hepsi bu
Bakın üst üste ne kadar da harika gözüküyorlar değil mi <3 <3 

Uzun uzun uğradığım stand'lar bunlardı. Diğer uğradıklarım  ise; Dex stadına yanında şöyle bir geçerken baktım, yine her zaman ki gibi milattan önce bilmem kaç yılından kalma kitaplar indirimdeydi - bitemediler bi- , Epsilon'nun da eski kitapları indirimde, Türk fenemon kitaplarının bir kaçı  (!) ateş pahası, yabancı yazarlarından çıkan üç/beş kitapta neredeyse etiket fiyatı. 

Pegasus'a da uğradım tabi, Elizabeth Hoyt ablamın son kitabını alayım istedim ama yayınevi nedense yeni kitabı fuara getirmeyi uygun görmemiş :p 

Martı kitabın standını bile göremedim. Var mıydı emin değilim. Alacak kitabımda olmayınca aramadım bile xD 

Postiga ve Mortena yayınları uğradığım diğer stand'lardı. Mortena'da sevgili Dilek Taygun ve Jennifer Royce'un imza günü vardı. Tabi ben kitaplarımı yanımda getirmeyi unuttuğumdan imzalatamadım.  :( 

Ve sahaflar; bence fuarların en en en güzel bölümleri onların oldukları yerler. Nasıl mis gibi tarih kokuyor, nasıl meraklı kitaplardır onlar. Fuara giden dostlar mutlaka uğramalısınız mutlaka.. 

Eveeeet bir fuarın daha böylelikle sonuna geldim. Yüksek ihtimalle bir daha ki İstanbul Tüyap fuarına kadar bu kız fuar yüzü göremeyecek :( 


  Hemen Kasım ayı gelsin diyerek siz sevgili kitap doslarımla beraber bir sürü fuarlarda görüşmek dileğiyle. Sizleri seviyorum... 

Okumak İptiladır Müptelalara Selam!!! Kitapsız bir tek günümüzün dahi geçmemesi dileğiyle.. 
Sevgilerle As!




As!'den_ Aleatha Romig & Tutku Oyunları - Yüzleşme (Truth by Consequences Series #2)_Yorumu

Lütfen kayıtlara geçsin ! Bu kız bir daha asla bitmeyen bir seriye başlamayacak (yalan, ama yine de kayıtlara geçsin) .

Hafta sonumu şahane hale getiren Tutku Oyunları Yüzleşme kitabını üzülerek belirtiyorum ki bitirdim. Neden bu kadar erken bitti? Niye bitti? Hele hele böyle bir sonla nasıl bitti? hala anlayabilmiş değilim. Bir an ilk sayfadayken sonraki anda bir baktım ki kitap BİTMİŞ...


İşte size zevkle satırlara döktüğüm yorumum..

Tutku Oyunları 1. kitabı okuyanlar bilir. Adamımız Tony muazzam bir intikam planı yapıp önce Claire ile evlenmiş sonrasında kendisini öldürmeye teşebbüs ettiğini ileri sürerek 7 yıl hapise mahkum edilmesini sağlamıştı. Bu kitapta aradan 3 yıl geçiyor sonra bir gün Iowa valisi tarafından imzalanan af dilekçesine Claire Nicholas'ı da ekliyor. Elbette valimiz o ismi bilerek ekliyor, zira onunda geçmişten gelen bir hesabı vardır. 

Claire'in avukatı Jane'nin gelen af dikeçesi ve içinde bulunan 100bin dolarlık çek ile hapishanenin yolunu tutar. Her ikisi de olayları tam olarak idrak ettikten sonra Claire'in serbest kalma işlemleri muazzam bir gizlilikle başlatılıyor. Basının ve tabiki en önemlisi Tony'nin duymaması için gizlilik ayyuka çıkıyor. Hapisten çıkma süreci ve Iowa'yı terk etme anlarını soluksuz okudum.

Haa yakalandı yakalayacak moduna girip bir an önce şehri terk etmesini istediğim doğrudur. Sonuç olarak karşımızdaki Tony sinirli anına denk gelmek istemeyiz :) 

Ama korkulan olmadı Tony, af işlemini tee 15 gün sonra öğreniyor.  Ahaha Tony'm tam resmen formundan düşmüş diye düşünürken - adamım işte gösterdi yine hünerlerini  birinci günün sonunda kaçtığı şehri, oturduğu semti, evi, kaçıncı katta kaldığını, hatta özel telefon hattını bile öğrendi.  xD yirimm ya senin elinden kim kaçabilmiş ki bugüne kadar. 

Artık sıra Claire'de dir. Gün onun hesap sorma günüdür. Kozlar Claire'de olsa da Tony asla pes etmez. Buyurgan halleri, sinirlendiğinde ki o delici kara gözleriyle dizlerimizin bağını titreten bakışları.  (burada yazar öyle bir anlattı ki karşımda oturan abimin kara gözlerinin hiç bir işe yaramadığını fark ettim. Abim sinirlenince anca yüzü kızarır gözler öyle aynı kalır. Anlayacağınız abimdeki gözler israf Tony'deki gözler şaheser :P) 

Ciddi bir araştırma içine giren Claire'in bulduğu bulgular beni bile şok etti. Tony bebeğim allasen söylede bilelim. Sakladığın sır ve kişi ya da kişiler kim? 

Tüm bu sırları keşfetmeye çalışırken Claire'in destek aldığı, ona evini açan hatta özel uçağını Claire için tahsis eden Amber (ilk kitaptan hatırlarsınız kendisini, Claire'in eski sevgilisinin nışanlısıydı) ve onun erkek kardeşi Harry >.<  

Amber'ı çok sevdim, Harry'den ölesiye nefret ettim. 

Anlayacağınız üzere kitabımıza yeni bir erkek girdi. Kendisi efendi, sevimli, şakacı olmasına karşın kesinlikle gönlümü fethedemedi. Hiç mi hiç sevmedim senİ, öl sen yaw ısınamadım oğlum senden  >.< Tony ile Claire'in arasına girip duruyorsun ya boğarım oğlum seni :p

Aha Tony'nin sen sadece benimsin lafına bende imzamı atarım. Kızım sen sadece Tony'ye aitsin ! 

Yukarda bahsetmiştim Tony'nin sakladığı bir çok sır var diye . Geçmişinde adını ve soyadını yasal olarak değiştirmesi artık sır değil onu öğrendik. Daha büyük bir sır bu. Annesi ve babası öldürüldüğünde evden çıkan kızkadeş mesela, o kim ve şimdi nerede? Büyükbabanın aşkı Marie, senin akıbetın nedir?

Bknz; kafamdaki sorulardan sadece bir kaçı. 
Soru 1: Sophia kim ? 
Soru 2: 1985 yazındaki Marie'ye ne oldu?
Soru 3: Meçhul kızkardeş kim? 
Soru 4: Harry ne zaman ölecek >.<
Soru 5: Anthony'm ne zaman mutlu olacak 

Hele kitabın sonunda gidilmesi gereken o davette neler olacak, Tony, Claire'i ve Harry'yi yan yana gördüğünde nasıl tepki verecek?????????????????????????????  Her şeyden çok bunu merak ediyorum ben :( 

 Derin bir offfffff çekip karşı ki dağları yerinden oynatmak, gözyaşlarımla tsunami oluşturmak istiyorum. 

İlk kitabı bitirdiğimde aklıma takılan soruların cevaplarını ikinci kitapta bulacağım beklentisi beni boşa çıkardı. Sağolsun yazar ablam kafamda ki sorulara üşenmedi bir sürü daha soru ekledi. Şimdi tüm merakımla ben oturmuş 3.kitabın çıkmasını bekliyoruz. 
 :'(

En en en sevdiğim kitabı bu dakikadan sonra çıldırarak okuduğum alıntım.
 
Tony'nin yüzü de sesi gibi yumuşak kaldı. "Bilmen gerekiyor... Ben çok üzgünüm."
"Üzgün müsün? Bak, Tony, sanırım bir şeyi açıklığa kavuşturmana ihtiyacım var. Lütfen, tam olarak ne için üzgün olduğunu söyle bana. Sana memnuniyetle bir kaç seçenecek vereceğim." 
Git gide kabaran öfkesi Claire'in oturur vaziyette kalmasına müsade etmedi. Ayağa kalktı ve odanın içinde dolaşmaya başladı. Tony'nin gözlerini üzerinde hissedebiliyordu. 
Claire onların önündeki bariyeri kaldırmak yerine, bir kaç derin nefes aldı ve sonunda konuşmaya başladı. 

"Birincisi, senin var olduğunu bilmediğim yıllar boyunca mahremiyetime tecavüz ettiğin için üzgünsün. İkincisi, beni kaçırdığın, bir yere kapattığın, kontrol altına aldığın ve beni kullandığın için üzgünsün. Üçüncüsü, bana yalan söylediğin, değer veriyormuş gibi davrandığın ve ah, evet, benimle evlendiğin için üzgünsün. Dördüncüsü , beni dikkale dinle Tony, çünkü en büyüğü geliyor; cinayete teşebüsle suçlanmam için bana komplo kurduğun ve fedaral hapishaneye düşmeme neden olduğun için üzgünsün." 

Claire, Tony ile ilk defa bu kadar net konuşmuştu ve son derece özgür hissetmeşti. Sözlerinin Tony'yi öfkelendirmesini bekliyordu, sonuçta öfkesini daha önce deneyimlemişti. Yine de Claire hiç üzülmeden pervazsızca ilerledi. "Kalimeleri tercih ederim, ama senin için daha kolay olacaksa birden dörde kadar bir rakam da söylebilirsin." 

Tony öne doğru eğilirken Claire dikkatli bir şekilde gözlerinin içine baktı. Tüm bedeni titredi. Tony'nin yüzündeki ifadeyi inceledi ve titremesi anında durdu. Erimiş çikolata rengindeki gözleri yumaşıcıktı, hatta pişmanlıkla doluydu. 

"Bir ve dört için son derece üzgünüm. Dört numara için sana alternatif bir mekan ayarlamıştım". Tony devam etti. "İki numarayla gurur duymuyorum, ama onu yapmasaydım üç numara asla gerçekleşmezdi." Tony'nin sesi derinleşti ve konuşması yavaşladı.  "Üç numara için üzgün değilim ve asla olmayacağım. Ve bilgin olsun, seni seviyormuş gibi davranmadım ve o konuda yalan söylemedim. İlk başta fark etmemiştim, ama daha sen beni tanımadan önce seni sevdim ben. Ve boşanmamızı unuttun. Onun içinde gerçekten özür dilerim. Bu kadar erken serbest bırakılacağını bilseydim hala evli kalabilirdik. Resmi olarak hala benim olabilirdin." 

Burada Tony gayri resmi olarak hala onun olduğunu vurgulayarak ciddi bir ima da bulunuyor.. <3 

************************

Evet kitap içerisinde birbirlerine bu kadar içten açıldıkları tek sahne bu. Kıymetini bu satırları en az 10 kez okuduktan sonra bir kez daha anladım. Ama yanlış anlaşılmasın böylesi inanın çok daha iyi. Zira bu ikilide tüm o şeyleri yaşadıktan sonra birbirlerine vıcık vıcık aşk sözcükleri, ya da birbirlerinden ayrı kalamayıp ayılıp bayılan o sulu sahnelerden yok. Mantıklısı da bu olmalı bence. Yaşadıkları ve birbirlerine yaşattıkları şeyler, öyle hemen yelkenleri suya indirecek türden değil. Daha çok çabalayıp daha çok acı çekmeleri gerekiyor ki sonunda gerçekten o yaşadıkları şeyleri unutup parlayan ışığı yakalayabilsinler. 

Evet sanırım ben bu seriyi bu yüzden çok seviyorum. Çünkü mantığım asla o yaşananları 2 günde unutup 3.günün sabahından can ciğer kuzu sarması olan aşkları kabul etmiyor. Bakınız burada olayların patlak vermesinden bu yana 3 yıl geçti ve her ikisinin de intikamı soğumadı. Evet birbirlerine itiraf edemedikleri aşkları var ve evet ikiside birbirlerini özlüyor ama Tony'nin önceliği bence haklı intikamı ve Claire'in önceliği neden ben sorusu ve Tony'nin saklı geçmişi. 

Eee başlamışken  en'lerime devam edelim... 
En sevdiğim: Tabiki Anthony Rawlings <3 karşısına milyon tane Harry çıksa vız gelir tırıs gider :p
En sevdiğim an: Ahh bebeğim tabiki Tony'nin tüm o önemli toplantıları iptal edip uçakla San Diego'ya Claire'in peşine gittiği sahne. - ben bir ölüp geliyorum. 
En sevmediğim: Elbetteki Harry - öl sen ya nefes alma ziyan >.< 


Seni hayal kırıklığına uğratmak ! yanlışlıkla şah damarı kesmek gibi bir şey olsa gerek :) 
Bir alıntıda 1.kitaptan gelsin o vakit..

5 kitaplık bir seriden bahsediyoruz. Bir de yanında 3 tane de yan kitabımız var. Yan kitapları geçtim serilerin hepsi hemen çıksın dualarındayım ben.. (subaneke dinimiz amin)

 
Böylesi harika kitaplar bir an önce çıkmalı, okurlar çok fazla bekletilmemeli den başka kitap için söyleneyecek tüm sözlerimi yukarıda sizlere elimden geldiğince bahsettim.

Daha fazlası için Yorumum ve tanıtım için aşağıdaki linklere her zaman ki gibi tık tık yapabilirsiniz.. :)
Kitap tanıtımını merak ediyorsanız şayet TIK TIK
1.Kitabın yorumunu okumak istiyorsanız şayet TIK TIK

Ve bir şahenin sonunda siz sevgili kitap kurtlarıma şiddetle önereceğim bir bebeğim daha oldu. Ne mutlu bana <3 

Ve ne diyoruz..
Okumak İptiladır Müptelalara Selam!!! Kitapsız bir tek günümüzün dahi geçmemesi dileğiyle.. Sevgilerle As!

As!'den_Kargo Ne Getirdi_de_Konuğum_Pegasus Yayınları

Selam millet, sanırım ömrümün 3/1 lik kısmı kapı önlerinde kargo beklemekle geçecek. Eee bundan şikayetçi miyim? Elbette hayır, daha çok beklerim ben yeter ki daha çok kargo gelsin :) 

                               Kargo ne getirdi bu hafta ki konuğum Pegasus Yayınları


Evet sevgili ikizim öteki tekim blogger'ım Serpil ile kıydık paracıklara yığdık Pegasus Kitaplarını.

Evet ! Pegasus Yayınları çok pahalı, evet ! Pegasus Yayınları yeni harika kitaplarla gönlümüzü sürekli çalıyor, evet ! Pegasus Kitaplarının olmadığı tek bir kitaplığa bile bu zamana kadar denk gelmedik. 

Hal böyle olunca hem şikayet edip, hem de alır okurum modundan asla kopmuyoruz. 
Neden mi yapamıyoruz? Çünkü bizler kitap aşığı, bibliophile manyaklarıyız :)  
Neyse efenim kısa kesiyor ve alınan şahane kitapları sizlerle paylaşmaya geçiyorum. 

  


 İlk olarak en bi merak ettiğim GÖRÜNMEZ kitabıyla başlamak istiyorum. 
Kitabın iki adet yazarı var. Bir kitabı iki kişi yazması değişik bir tat verecek gibime geliyor ama konusu güzel olunca yapacak bir şey yok. Alındı ve zevkle okunacak. Daha detaylıca incelemek isteyenlere buyrunuz efenim linke TIK TIK hoppp Görünmez / Yazar: David Levithan Levithan, Andrea Cremer 
 Görünmezlik Laneti Taşıyan Bir Çocuk: Stephen
Stephen görünmez olarak yaşamaya alışkındır. O böyle doğmuştur: Görünmez. Lanetli. 



Sırada, neden bilmem okumayı alışkanlık haline getirdiğim Becca ablamız ve son kitabı TEHLİKELİ YALANLAR var. 
Hush hush serisinde yerden yere vurduğum bölümler varken bazı bölümlerde de göklere çıkardığım bir yazardı. Sonrasında okuduğum Siyah Buz ile bir tık daha beğendiğim yazarın bakalım Tehlikeli Yalanlar kitabıyla beni ne kadar etkileyecek. 
İncelemek isteyenlere benden yine bir TIK TIK Tehlikeli Yalanlar / Becca Fitzpatrick  
  "Okuyucuları şaşırtacak sonuyla, gerilim maskesi ardına saklanmış, muhteşem bir roman." - diyor - Publishers Weekly-  


 
  








Evet sıradaki 3.kitap ise gerilim de bence kesinlikle çığır açan bir yazar Wulf Dorn ve FOBİ kitabıyla kitaplığımda yerini alacak. 
Kendisiyle ilk olarak Hain Yüreğim kitabıyla tanışmıştım. Alınan duyumlara göre bu kitap ondan çok daha iyiymiş. Hadi bakalım.. 
Arka kapak yazsını merak edenlere, eee o zaman TIK TIK Fobi / Wulf Dorn

Fobi kapıları kilitle! Korku soğuk hava gibi içeri sızmak istiyor…


Sıra tüm kitap satış sitelerinde satış rekorlarını alt üst eden. Bir kesimin çılgınlar gibi sevdiği, beklediği ve bu bekleyişte benim de deli gibi merak ettiğim kitaba geldi. YABANCI / ŞAHMERAN.. 

Bir gün bu merakım beni öldürse de evet bende Yabancı-lar kervanına katıldım ve kitabı aldım. Hava atmak gibi olmasın da hem de imzalı olarak aldım :) 

Az kaldı bende bu meşhur yabancıyla tanışacağım. Nedir kimdir necidir diye merak ediyorsanız buyrunuz o halde TIK TIK Yabancı-Sahmeran/ Öznur Yıldırım 

Sen cennetin varlığından gurur duy, ben cehennemi istiyorum.


Şimdi kitap hakkında en ufak bir fikrimin dahi olmadığı kitaba EN KARANLIK YALAN :) 
Tahmin edeceğiniz üzere kitabı alan ikiz Serpil, kendisi pek sever böyle alengerli kitapları xD 
Bu da zanımca onlardan biri. Seri de baya En'li ve Karanlıklı isimler mevcut. Karanlık olunca paranormalin dibine vurmuş bir kitap oluyor kendisi :p Kitap incelemesi için TIK TIK En Karanlık Yalan / Gena Showalter
Aşk bazen insanı gerçek ile yalan arasında bırakır. 







Sırada ilk kitabını Tüyap kitap fuarından aldığım Eksik Parça kitabının devamı AKIL ÇIKMAZI var. 

Henüz ilk kitabı okumak bana nasip olmadı ama ikiz Serpil okudu, beğendi ki serinin ikinci kitabını da kitaplığımıza kattı. Hadi bakalım hayırlısı, bu da okunacaklar arasında girdi bile.. 

Bu ve seriyi incelemek isteyenlere TIK TIK Akıl Çıkmazı / Michelle Hodkin





Bir Serpil klasiği kitap Susan Mallery'den TATLI KAÇAMAK.. Bu yazarı bu ülkede sanırım bir tek benim ikizim böylesi aşkla takip edip okuyor. :) Ben serinin birinci kitabını okuyup hakkını yemeyeyim çok beğenmiştim. Ama nedense devamını getiremedim. Ben daha ikinci kitaba level atlayamadan serinin bilmem kaçıncı kitabı da çıkmış. Okunacaksın emin ol ! 

Seriyi incelemek isteyenlere TIK TIK Tatlı Kaçamak ve Diğer Kitaplar / Susan Mallery

spot cümleyle de çok pis deşiyor yaramı :p

En Tatlı Hayat Bile Aşk Olmadan Sıkıcıdır! 




 



Ve işte sıra son iki kitaba geldi.. İHTİRAS ÇİÇEĞİ ve LAVANTA KOKULU SABAHLAR. 

Kitaplar hakkında bir bilgim yok ama arka kapak yazıları epey ilgi çekici. Yazarında Pegasus Yayınlarından çıkan bir kaç tane daha kitabı var. Madem yayınevi bu kadar istikrarla çıkarıyor demek ki var bir bildikleri :) 

Bu ikisi ve daha fazlası için TIK TIK Jude Deveraux Kitapları

En çok bunu sevdim; 

Yıllar önce zamansız sonlanan bir sevda Sırların ortasında filizlenen yeni bir aşk Geçmişte ve bugün, her şey aşk uğruna…



Nasıl? Kitapların hepsi harika değil mi? Umuyorum ki içeriğide en az arka kapak yazıları kadar şahanedir. 
Evet bir kargo ne getirdinin daha sonuna geldim :( Yeni, yeni kargolarda görüşmek üzere efenim.. Cüzdanım boş ama kitaplığım dolu bir şekilde hayata devam ediyorum. 


Okumak İptiladır Müptelalara Selam!!! Kitapsız bir tek günümüzün dahi geçmemesi dileğiyle.. Sevgilerle As!

As!'den_ Aleatha Romig & Tutku Oyunları - Yüzleşme (Truth by Consequences Series #2) Tanıtımı

Geliyorrrrrr... Geliyorrrrr... Arkadya Bitter'in efsane serisi gönlümün efendisi Anthony Rawlings geliyor...

Arkadya Bitter Facebook sayfasından alınmıştır.

Benden uzunca bir süre haber alamazsanız şayet, bilin ki heyecandan ben ölü, ben bitik, ben kayıp. Uzun ama cidden çok uzun zamandır beklediğim Tutku Oyunları serisinin 2. kitabı Yüzleşme çok yakında geliyor hal böyle olunca aradığınız kişiye belli bir süre ulaşamayacak olacaksınız. İlk kitap nasıl güzel, nasıl harika, nasıl muhteşemdi var ya anlatsam saatler yetmez. Ama siz yine de az biraz fikir sahibi olmak isterseniz yorumuma  "buradan" bakabilirsiniz. 

Kitabın seveni epeyce bir fazla, haliyle Anthony Rawlings'i paylaştığım insan sayısı da nirvanaya ulaşmış durumda. Eee bu durumdan muzdaribim tabi, gönül ister ki bir tek ben seveyim bir tek benim olsun ama maalesef bu pek mümkün olmuyor :(  .... 

Birinci kitabın sonu öyle bir yerde bitmişti ki, o gün bugündür 1 yaş yaşlandım. Deli gibi yabancı sitelerde spoiler aradım - sonuç, bulamadım bulamadıkça kendimi bi yerlere kilitlemek kitap çıkana kadar orada saklanmak istedim.

 
 - Neyse ki sevgili Arkadya Bitter - yeter seni bu kadar Anthony hasretinde bıraktığımız, vuslatın çok yakında sona eriyor - dedi de beni yeryüzüne indirdi.  Mayıs ayı bereket ayı mutluluk ayım oldu resmen. Kitap elime ulaşsın da bir an önce okuyayım diye an itibariyle yerimde saatleri, dakikaları, saniyeleri hatta saliseler sayıyorum. O kitap avuçlarımın arasında yerini alacak !! 


 Sıra gelsin 2. kitabımızın tanıtımına

Öncelikle belirtmek isterim ki, kapağı orjinal halinden daha çok sevdim. Kapağa baktıkça daha da bir merakım artıyor.  Anthony Rawlings ve Claire Nichols siz ne işler çeviriyorsunuz dedirtiyor bana..

Kitap Künyesi 
Kitap Adı: Tutku Oyunları 2 / Yüzleşme
Orjinal adı: Truth
Yazar: Aleatha Romig (ablam benim elin dert görmesin)
Yayınevi: Arkadya Bitter Yayınları
Türü: Roman
Sayfa Sayısı: 456
Baskı Yılı: 2016 

 Arka Kapak Yazısı:

Yüzleşmek cesaret ister!
Nefret ve aşk. İntikam ve güven.

Anthony Rawlings ile Claire Nichols…

Kuralları tutku, esaret ve deliliğin yan yana gelişiyle yazılan, ölümcül bir oyunun iki farklı tarafıydı. Aşkın görünmez tuzağına düşüp, oyunu kaybettiğini düşünen tarafsa Claire'di. Ancak bilmediği bir şey vardı; bazı oyunlar tam da bitti sanıldığı yerde başlardı.
Önce Anthony Rawlings'in baskıcı aşkından ve lüks hapishanesinden, sonrasında ise yeni esaretinden kurtulan Claire Nichols, artık özgür. Öte yandan bu yeni özgürlük çok daha fazla sır, tehlike ve yepyeni bir esaret anlamına da geliyor. Elindeki sorulara alacağı her cevabınsa bambaşka bir bedeli var. Claire bir kez daha düşmanının karanlık gözlerinin içine bakmak zorunda.
Anthony ve Claire için kurallar yeniden yazılıyor.
Bu oyun henüz bitmedi. İkinci rounda hazır olun. 
Şimdi sonuçlarla yüzleşme zamanı!

*************
Ve elbetteki 

Serinin geri kalanına ulaşmak için buraya
Yazara ulaşmak için buraya (demedim dimi? kendisi sıkı bir instagram kullanıcısı ve Türk okurlarını takip etmeyi seviyor)
Satın almak ve incelemek için buraya   


As!'den_Kargo Ne Getirdi_de_Konuğum_Okuoku

Selam gençlik,  yine ben :) Ben dahil tüm kitap kurtlarının en bi sevdiği, internet nimetlerinden yararlanarak satın aldığı, camda, kapıda yetmezse çatıda nöbet tutarak beklediği "bu kargo da nerde kaldı" cümlesini eksik etmediğimiz yerden sizlere bildiriyorum. 

 Yani kısaca bugün ki yazım Kargo Ne Getirdi den başka bir şey değil :)
  
  Kargom ne getirdi merak ediyorsanız şayet o zaman paylaşımıma Welcome to *_*

Sevgili ikizim öteki tekim biricik ikizim Serpil ile beraber Okuoku kitap satış sitesine şöyle bir bakalım (!) dedik. İnanın almak aklımızın ucundan dahi geçmemişti :P nasıl oldu, ne ara oldu anlamadan bir de baktık sepetteki kitap sayısı 11'e ulaşmış. Hal böyle olunca ipin ucunu daha fazla kaçırmadan bu kadarla verelim siparişimizi dedik. İnanıyorum ki bir gün daha bekleseydik bu sayı değil 11 - 51 i bulurdu. 
 
 Buyrunuz yepisyeni kitaplarımız sizlerle..






İlk kitap(lar) Artemis Yayınları'ndan Ay Günlükleri serisi (The Lunar Chronicle Series) 

Türü Bilim kurgu ve distopya seri ve bilin bakalım kimin ilgisini pek çekmedi xd Tabiki de benimmmm. Ama sevgili ikizim Serpil'in deli gibi bu seriyi okumak istediğini biliyorum :)  

Ayrıca allah aşkına kitapların adını okuyamayan bir tek ben miyim?









Artemis Yayınlarından gelen son kitap ise Bir Gece Avcısı Serisi Kızıl Damla kitabı.. Serinin kaçıncı kitabı olduğu hakkında bir fikrim yok, çokta merak ettiğim söylenmez :D

Tahmin etmek zor değil dimi? Evet bu kitabı da ikiz Serpil aldı. Ve eminim ki okuma sırasının buna gelmesi için diğer kitapları anında okuyup yutacak ve sıra buna geldiğinde dünyalar onun olacak :))))))











 Efenim şimdi sırada Novella ve Novella Dinamik yayınevlerinde. 

İlk olarak Kargalar Meclisi kitabından bahsetmek istiyorum. Konusu hakkında tam bir fikrim yok. Bazı sosyalmedya da iyi ve kötü yorumlarını okudum. Bu iyi/kötü yorumlarada çok takılmam ben, okuyup iyi mi kötü mü ben karar vermek isterim. Kitabı asıl alma nedenim, dış görünüşü,  iç kapağı, cildinin muazzam derecede harika oluşu - bence bunlar yeterli sebep. Kitapçıda gördüğümde abartsız yarım saat kitabı inceledim . Sen kitaplığımda olmalısın dedim ve evet sonuç, aldım. Okunacak elbette ama daha sırası var . 

Bir diğer kitap Kılıç ve Çiçek "Biri Viking, biri İrlandalı, Biri buz, biri ateş, Biri kılıç, biri çiçek" Tam olarak bu spot cümle sayesinde alındı. Arka kapak yazısı tam bir umutsuz aşk vakası. Ne diyebilirim ki biz Türk'ler umutsuz aşk dramlarını severiz :)




Sıra gelsin Martı Yayınlarına , dizisini henüz izlememiş olsam da ara ara açıp fotoğraflarına baktığım, hatta bir ara sevgili Poldark ve Demelza'mızı masaüstü bile yapmışlığım var.

Kaderde önce kitabını okuyup sonra dizisini mi izlemek var bilinmez ama söz konusu eski dönem olunca ben ne eder yapar her ikisinide neticelendiririm :) 

Polisiye ve aşkı aynı anda harika yazan kimdir diye sorukduğunda aklıma ilk Linda Howard ablam gelir. Misal bir "O gecenin ardından" kitabı vardır ki akıllara zarar, "Hep senin yanındayım" kitabını izah bile edemem.. Şayet okumayanınız varsa üzgünüm çok şey kaybettiniz. Ve umuyorum ki aynı düşünceleri yeni kitabı ZAMANSIZ FIRTINA içinde diyebileceğim. 




Gelsin Altın Kitaplar , Öyle aman aman ilgimi çeken ve kitaplarını okuduğum bir yayınevi değil. Kaç kitabını okudum hatırlamıyorum bile ama işte böyle sağlam isimli ve konulu kitaplar çıkarırsa ilgi radarlarıma anında giriyor.

"Seni kimin izlediğini asla bilemezsin" 

Fark etmişsinizdir sanırım spot cümlelere ayrı bir takıntım var. Eğer o spot cümleyi okuduğumda beni etkiliyorsa kitabın içeriği, kapak dizaynı, çevirisi vs. çok enterese etmez direk alırım. İşte bunda da tam olarak öyle oldu. 

Kitabın arka kapak konusuda epeyce ilgi çekici, belirteyim istedim. 




Evet gelelim siparişimizin son kitabı Pegasus Yayınlarından 
 
Pegasus Yayınlarından asıl vurgunumuz (kargomuz) önümüzdeki hafta olacak (offf çok heyecanlıyım) ama siparişi verirken bunu es geçemedim. Konusu polisiye olunca ve bende bu günlerde polisiye kitaplara sarınca almamak olmazdı. 


Asla ağlamaz. Sonbaharı çok sever. Bunu onlara söylemek istiyorum. Dökülen yaprakları çocuk gibi toplayıp saklar. O sadece bir çocuk. Bulun Onu.










Bir Kargo Ne Getirdinin daha sonuna geldik dostlar.. Yayında ve yapımda emeği geçen Okuoku kitap satış sitesine, sevgili yayınevlerine ve elbetteki kaybolup giden paracıklarımıza çok ama çok teşekkürler. 
 


İşte bunun adı toplu aile tablosudur 




Okumak İptiladır Müptelalara Selam!!! Kitapsız bir tek günümüzün dahi geçmemesi dileğiyle.. Sevgilerle As!

As!'den__Julie Plec & The Originals Anlatılmamış Hikaye - Yükseliş_Yorumu

Selam gençlik yine ben geldim, hani şu  ikizlerin en bi sevdiğiniz kitap kurdu ve Kore aşığı As! olan :)

 
Bu sefer karşınıza dizisini soluksuz izlediğim (yanlış anlaşılmasın dizi Kore'den değil tamamen Hollywood'un bağrından geliyor) Köken Vampirlerim The Orginals'in kitap yorumuyla geldim. Emin olun ki kitabı da dizi kadar soluksuz okundu.


 Anneni mi daha çok seviyorsun babanı mı? sorusuna rakip bir soru varsa o da Klaus'u mu daha çok seviyorsun Elijah'ı mı?  sorusudur. Diziyi izlediğimde bazen dakikalarca bu soruyu kendisme soruyorum ve cevabım hep aynı noktaya çıkıyor. İkisinide !!!! Değişmiyor, Klaus'un o vurdumduymaz halleri, Elijah'ın ailesini koruması adına yaptıkları. Biri tam ruhumdaki adam diğeriyse annemin istediği evimin direği olacak damat profil. Ben hangisini seçersem seçeyim gelenin gideni de aratmayacağı kesin.


Şimdi 100 puanlık soruyu soru / Kitap mı daha güzel dizi mi? 


Cevabım politikacıları bile kıskandıracak şekilde politik olabilir ama - Diziyi görselliğiyle,  Klaus ve Elijah'ı yüz mimikleri hal ve hareketleriyle izlemek muazzam, ama. Ama kitap içerisinde olayların 1722'sinin New Orleans'ında geçmesi, at arabaları, balolar, şatolar ve az biraz historical havasınu koklamak sanırım bir tık daha beni etkileyen kısım olmuş olabilir.  

Balo demişken :)

Kitabın içeriğini 4.kişi anlatıyor aha o kişi ben oluyorum.
 
Klaus, Elijah ve Rebekah Mikaelson kardeşler, kitapta her bölümde kendi olaylarını anlatıyorlar. Ana temamız belli, onları yok etmeye yetmiş etmiş baba Mikaelson'dan olabildiğince kaçmak ve kendilerine güvenli bir mekan bulmak.  Son durakları olan New Orleans'da cirit atan kurt adamlar ve cadılar Mikaelson ailesini burada istememektedirler. Zira Mikaelson'lara bir şey olmaz, neden mi? Çünlü onlar Mikeal'dan olma Köken Vampir Elijah, Rebekah, Finn, Kol (her ne kadar tabutta uyur vaziyette de olsalar) ve annelerinden olma piç yarı kurt ve ölümsüz vampir Niklaus'dur. Ve onlar sadece bela olan yere bela getirirler.

Allahını seven defansa gelsin de bana yardım etsin.. Resmen kendimi Mikaelson kadeşlere adayasım var. Hepsiyle tek tek konuşup Güzin abla modunda teselli edesim var.

Öhüm, öhüm; Elijah'ın "Ne dilediğine dikkat et Klaus" cümlesini birde benim için dediğini duyar gibiyim  ^_^

 Gel gelelim kitabın içeriğine. Ve tabi öncelikle gönlümün efendisi yarı kurt adamım ölümsüz vampirim Niklaus yanı nam-ı dğer Klaus'a.

Te ilk bölümde sıkıcı mı sıkıcı bir baloda karşılaştığı Vivianne, Kalus'un aklını bir güzel başından alır. Elijah'ın "belayı Klaus'tan başka bir yerde arayarak neden vakit kaybetmiştim ki sanki?"  söylemini tam olarak layıkıyla bu esanada yerine getirir ve olmaması gereken şeyi yapıyor, gıcık kız Vivianne'nin peşine takılıyor -,-  Ona olan sınırsız aşkını kanıtlamaya çalışırken, Vivianne cadısı Klaus'a ihanet etmesiyle her şey altüst olur.  Adamım çok pis aşık oldu ama yaaaa.. Yakar yıkarım ortalığı, anlaşmayı bozar tüm kurt adamları cehenneme yollarım (yolla bee,  sana işler mi hiç anlaşmalar falan) dediysede Vivianne'a dinletemedi yedi ihanetin tekmesini. 

Bi ara omuzlarından tutup silkelemek, sen Klaus'sun ölümsüz adamın tekisin, nedir bu aşk acısı hallerin, hem, hem sana kız mı yok, burda kapı gibi ben varım, ben yoksam Caroline var demek istedim :P

Hee şöyle bi silkelen bi kendine gel !!!!  Sen ölümsüzsün adamım, aşk seni öldürmez

Bu arada Caroline demişken, kendisine de ayrıca bir başka severim. 
Hele bu ikisini yan yana bir bAŞKa severim  

 Kitapta kendisini okumak inanılmaz güzeldi, izlemekte bir başka ama okumak beynimde oluşturduğum yer mekan ve olaylar silsilesi çokça gerçekçiydi. Dedim ya 4.kişi olarak ben anlattım kitabı diye, cidden öyle oldu şaka değil. O yaşadığı şok, aşk acısı, kızğınlık - ki bir adama kızmak nasıl bukadar çok yakışır hala çözebilmiş değilim - hepsini bende birebir yaşadım. 

Ve sıra geldi, tartışmasız tüm kurallarımı alt üst eden adama. Ben ki höt höt kötü çocuk severim, mutlu aile tablosuyla ortalığı sakinleştiren, sakin adam profilindense hiç haz etmem, ama sen ! sen var ya sen hepsini tüm o kurallarımı bir çırpıda çöpe attın.

Offf adamı gördüğümde söylediğim tek şey "Lanet olsun sana Elijah!"


Elijah'ım tatlı ponçikim benim. Söyler misiniz bana, bir abi nasıl bu kadar düşünceli, seksi, yakışıklı, ailesini düşünen üstüne tüm savaşçı ruhuyla savaşan tüm bunları yaparkende karizmanın anasını ağlatan bir adam olabilir? 

Bunları tüm iyi niyetimle evde iki abisi olan bir kız olarak soruyorum. Sevgili anne ve baba bu konuda ciddi itirazlarım var bilginiz.

 Kitapta bir kısım var okuyanlar bilir okumayanlarınsa üzgünüm çok şey kaybettiniz. Adam ailesi için güvenli yer aramaya o kadar kararlı ki onu dolunayda dönüşüme hazır kurt adamlar bile yıldırmıyor :(  Şans eseri denk geldiği Hugo Rey arsasını ve evini hiç bir şey demeden ona miras bırakınca önce şaşırır sonrada derin bir minnet duyar ve elbetteki mirası seve seve kabul eder. Tabi güvenli alan dediğin öyle ha deyince olmuyor. Ödenmesi gereken bedel, yaşanması gereken acılar vardır. İşte tüm zorlukları sırtında taşıyan yegane adam Elijah'tır <3 farkındayım çok kafiyeli oldu :)

Bu nasıl bir gülüştür. Hiç mi insafın yok senin :( Senin kalp durmuş olabilir de bizim ki hala atıyor ne hakkın var durdurmaya -,-

Kitapta okumaktan keyif aldığım en güzel bölümler, Klaus ve Elijah'ın bir araya geldikleri bölümlerdi.  Biri yaramaz çocuk diğeri uslu çocuk.

Bakın bu bakışmalar bir dramdır. Ve dramın adı Klaus ve Elijah'tır. :(


Şimdi sırada en favori kızım Rebekah var. Şaka maka dizide de,  kitaplarda da kötü adamlardan sonra ki düşmanım hep kızlar olmuştur, ama dedim ya bu kitap tüm kurallarımı altüst etti diye (ki dizide de etmişti) Rebekah'ı çok sevdim, haliyle kendisini 3.kızkardeşim olarak ilan ettim. 

Kitapta, hayali sadece ve sadece pembe panjurlu ev, evli, mutlu, olabilitesi varsa çocuklu bir yuva kurmak olan Rebekah 'ın hikayesini okuyoruz. Peki amacı Fransa ordusunu kendi saflarına çekmek olan pembe düşlü kızımız ne yaptı? Gitti de Fransa ordusunun komutanı olan adama gönlünü kaptırdı. Aaa ne güzel demeyin, nerede bir kısmetsiz kadersiz dert var gelip bulur bu kızımızı, haliyle bu aşk öyle hayırlı bir aşk değildir. Ya kıyamam kızım ben sana, şapşikim benim bir daha ki sefere inşallah diyelim, umudumuzu kesmeyelim <3 fighting ! 


Evet kitap soluksuz okunuyor dizi de ona eşlik ediyor. Yayınevi, kitabın ikincisini de çıkarmış (daha yeni yaptığım okuoku alışverişinde listeye eklemeyi unutan bir adet talihsiz benden selam olsun sizlere). Mikaelson kardeşler sevdasına sizlerde dahil olabilirsiniz, bu yüzden kesinlikle tavsiye eder sizleri "EN'lerimle baş başa bırakırım. 

En sevdiğim karakter: (en anlamsız "en" oldu sanırım bu) Tabiki Mikaelson kardeşler

En sevdiğim an: Elijah ve Klaus'un olduğu her an 

En nefret ettiğim: Vivianne varken başka birine gerek yok sanırım

En sevdiğim alıntı(larım) 
 "Sen bizim için küçük bir baraka bulmaya her zamankinden daha çok yaklaşmış olabilirsin, kardeşim. Rebekah da bize hala bir ordu toplayabilir. Ama ben bizim için bir imparatorluk kuruyorum" imza Klaus :)


************* 
"İster orduyu ele geçir, ister bu tehdidi ortadan kaldır ya da ikisini birden yap umrumda değil. Ama eline yüzüne bulaştırayım deme sakın. Sana güvenemeyeceğimi anladığım anda Kol ve Finn'in yanında tabuttaki yerini alırsın. İmza Klaus :)


Sıra 2.kitaba da gelecek elbet, ne zaman gelir ne olur ne biter bilemem ama ben 1.kitapta okuduğum bu anların keyfini bir süre daha yaşar, keyfime bakarım. 

Buyrunuz kitap tanıtımına

 
 Kitap adı:  The Originals Anlatılmamış Hikaye - Yükseliş
Orjinal Adı: The Rise (The Originals, #1)
Sayfa sayısı: 304
Baskı Yılı: 2015
Yayınevi: GO! Kitap 


Arka Kapak Yazısı

Aile Güçtür

Köken Vampir ailesi bin sene evvel birbirlerine bir söz verdi. Her zaman ve sonsuza dek bir arada kalacaklardı. Ama verilen sözleri tutmak ölümsüzken bile kolay değildi.

1722 yılında New Orleans'a ayak basan Köken Vampirler Klaus, Elijah ve Rebekah Mikaelson tehlikeli geçmişlerini arkalarında bıraktıklarını zannederler. Ne var ki bölgelerini kimseyle paylaşmak istemeyen cadılar ve kurt adamlar bu kanunsuz şehirde cirit atmaktadır. Üstelik çok yakında gerçekleşmesi planlanan bir evlilikle birlikte aralarındaki ittifak sonsuza dek mühürlenecektir. Ama düşmanları birbirine düştüğünde kendilerini çok daha güvende hisseden Köken Vampirlerin şehri bu iki klana teslim etmeye hiç niyetleri yoktur. Özellikle de müstakbel gelin Vivianne'e gönlünü kaptıran Klaus'un. Elijah ailesi ile birlikte güvende olabilecekleri bir yuva aramakla, Rebekah da Fransız ordusunu kendi saflarına katmakla uğraşırken aşk sarhoşu Klaus hem kendisini hem de ailesini büyük bir tehlikeye atacak olayların içine sürüklenmektedir.  

 

Okumak İptiladır Müptelalara Selam!!! Kitapsız bir tek günümüzün dahi geçmemesi dileğiyle.. Sevgilerle As!
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI