Gizli Bahçe The K2 Shopping King Loui Sarai Aşkın Kokusunu Aldım Bir Anda Aşk Eğer Benimle Olsaydı Büyü Cindrella and Four Knights Hayat Işığım Love in the Moonlight Piyon Moon Lovers Scarlet Heart Ryeo Tutku Oyunları Serisi İzabel Şeytan Tüyü - Yakın Mesafe

As!'den_Carrie Jones_İHİTYAÇ_Kitap Yorumu

Selam gençler ve gencecik hissedenler. Nasılsınız bakalım?

Efenim bendeniz uzun zamandır kitap yorumu tembelliğime bir son verip siz sevgili kitap kurtlarımın karşısına en az benim kadar sizinde beğeneceğiniz fantastik bir kitapla geldim. 

Kitabın kapağını açar açmaz karşınıza çıkan bu yazı tamamdır dedirtiyor.
"Stephen King ile Stephenie Meyer birlikte bir kitap yazsa ortaya İHTİYAÇ çıkardı.." 


Malum beni tanıyan bilir, fantastik kitaplar çok cezbetmez beni, okuduğum fantastik kitap sayısı senede bir elin parmağını geçmez . En son okuduğum ve dizisini de keyifle izlediğim THE ORGINAL'den sonraki (ne tesadüf ki bu da bir Go! Kitap) fantastik kitabım bu oldu. 

Kitabımızın adı İHTİYAÇ, bu da bir Go! Kitap şaheseri. Bu sefer karşımızda vampirler yok, çok daha başka türlüsü periler, kurt adamlar, kaplan hatunlar ve hatta kartal adamlar var ve biz onlara şekil değiştirenler diyoruz.  

Kitabın içerisinde kötü yok, pardon ismi lazım olmayan iki kişi haricinde yok. Bir peri kral düşünün, kendisini kontrol edebilmesi ve güç kazanması için insan kanına ihtiyacı var. Bu ihtiyaç için belli aralıklarla insan kanı içip krallığın çok daha kötülerin eline geçmemesi için güç toplaması gerekiyor. Güç toplarken çok daha fazla insanın ölmesini engellemenin tek yolu ise kraliçeyi eskiden olduğu gibi yine kendi dünyasına geri getirmektir. Şahsen ben bu kral periye kızamadım, ne bileyim adam kendince haklıydı bence. Yani yıllar önce başarmış şimdi neden olmasın ki :/ Okuyun bana hak vereceksiniz adam bu ihtiyaç için daha fazla insan ölmesin diye çare arıyor ve çaresi bence epey bir makul :) 

Evet bu kısım, kitabın son sayfasını kapatırken aklımda çokça soru işaretleri bırakan kral perimiz hakkındaydı. 

Gel gelelim kitabın diğer karakterlerine

Kızımız Zara'nın hikayesi ise güneşin kavurduğu şehir Charleston'dan baharı kar ile karşılayanların şehri Maine gelmesiyle başlıyor. Charleston yaşarken kaybettiği üvey babasının acısını bir türlü atlatamayan ve tamamen depresif hallere bürünen kızını kurtarmak isteyen anne çareyi onu Maine göndermekle buluyor. Kitabın ilerleyen sayfalarında epeyce bir pişman oluyor ama artık iş işten geçmiş oluyor :) 

Zara Main'de başta zorlansa da okulda tanıştığı yeni arkadaşları Devyn, Issie, Ian ve Nick ile yakınlaşması onu içinde bulunduğu depresif halden yavaş yavaş çıkmaya başlıyor. Her şey güllük gülistanlık devam ederken, şehirde eskiden yaşanan olaylar yeniden gün yüzüne çıkıyor. Genç erkekler kaçırılıyor ve onlardan bir daha asla haber alınamıyor. İşin içinde birde Charleston'dan beri Zara'yı takip eden adam da girince işler çığırından çıkmaya başlıyor. Tabi üstüne birde kötü çocuk - ki bence dünyanın en tatlısından biri olabilir - Nick'e olan derin duygular da devreye girince, birbirlerini koruma çabaları da eklenince, efenim gelinde sayfaları heyecanla çevirmeyin şimdi :) 

Tüm ergenus ruhumla Nick Colt'm benim alfa erkeğim diye aşk dizeleri sıralayabilirim buralara :))) Anne Babasını Afrika'nın bilmem neresine gönderip Main'de kendi başına yaşayan alfacım benim. Kıskanç ve sahiplenici şey seni. 

Zara'nın Nick'i koruduğu anlar, Nick'in Zara'yı koruduğu anlar. Zara'nın Nick'in ne (!) olduğunu öğrendiğinde ki şoku, Nick'in Zara'nın ne olduğunu öğrendiğinde ki hıyarlığı. Evet ya kesinlikle çok tatlıydınız, sanırım bu kısımları yeniden ve yeniden okuyabilirim. 


Perilerin keşfi, saldırıları, istekleri, güç ve iktidar savaşı derken kitabın sonunda Zara ve diğerleri sorun yaratan perileri tabiri yerindeyse zindana kapatıyor.  Ama bu kapanış uzun sürmez diye düşünüyorum ve sanırım bu düşüncelerimin cevabına serinin diğer kitaplarında kavuşacağım. Şimdi kavuşsaydım iyiydi ama işte mukadderat, kader de beklemek varmış -,- 

Belirtmeden geçemeyeceğim, kitabın başlıklarında ki fobileri ayrıca çok sevdim. Hepsini not alacağım diye kendimi tembihlesemde konunun hızlı akışına kendimi kaptırdım ve not almayı unuttum :( 

Ama kendimde de olduğunu düşündüm fobiyi not etmeyi unutmadım Filofobi (Aşık olma fobisi). 
 Bende de bu fobi den var xD 

Görsel Go Kitap sayfasından alınmıştır

En'lerim yapmasam olmaz elbet
En sevdiğim; Tartışmasız Nick'm Alfa erkekim ve bir tutam Devyn'm. Bence serinin diğer kitaplarında Devyn ile ilgili harika şeyler okuyacağız. 
En sevmediğim: Ian :p 
En sevdiğim an: Yukarıda bahsettiğim iki an... Zara'nın şoku,  Nick'in hıyarlığı
En sevmediğim an: Ian ve Zara'nın takıldıkları anlar
En sevdiğim alıntı: 
Nick.
Nick gür siyah saçlıydı.
Nick kocaman kestane gözlüydü.
Nick'in inci gibi dişleri vardı.
Nick geniş bir göğüse ve koşucu ciğerlerine sahipti, bir nefeste evimi yıkabilirdi. Umurumda değildi. 


Seri sıralamasını merak edenlere
1. İhtiyaç (Need #1)
2. Captivate (Need, #2) 
3. Entice (Need, #3) 
4. Endure (Need, #4)


Arka kapak yazısı ve kitap notlarıyla siz sevgili dostlara kitapsız bir tek günümüzün dahi geçmemesiyle sevgiler diliyorum efenim

Kitap Adı: İhtiyaç
Yazar: Carrie Jones
Seri Adı: Need 
Tür: Fantastik 
Sayfa Sayısı: 388 
Yayınevi: Go Kitap 
Yayın Tarihi: Ağustos 2016

Arka kapak
On altı yaşındaki Zara White, çok sevdiği üvey babasının ani ölümünün ardından annesi tarafından apar topar babaannesinin yanına gönderilir. Annesi her ne kadar bunu onun iyiliği için yaptığını söylese de burası Zara için pek de güvenli bir yer değildir çünkü burada çocuklar hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolmaktadır. Tuhaf bir adamın gittiği her yerde onu izlediğini düşünen Zara çok geçmeden bu şüphesinde haklı olduğunu anlar. Üstelik bu adam arkasında altın rengi bir toz bırakmaktadır. Bu esrarengiz kasabada neler olup bittiğini anlamak için kolları sıvayan Zara çok geçmeden aslında hiç kimsenin ve hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlayacaktır.

Bütün eski yeni kitapların dünyası, Okumak iptiladı, müptelalara SELAM..





Asi'den_John Dixon & Ölüm Adası kitap Tanıtımı

Selam gençler, nasılsınız bakalım? 

Bendeniz günlerim yoğun ve yorgun geçmeye devam ediyor ama her anına ne olursa olsun şükretmekten vazgeçmiyorum. 

Bugün karşınıza uzun zamandır yapmadığım birşeyi yapmaya geldim. - Kitap tanıtımı ! 

"Peki neden bu kitap, nedir bu kitabın özelliği" dediğinizi duyar gibiyim. Konusu demem yeterli olacaktır sanırım (bknz; konu aşağıda). İnanılmaz gerilim dolu üstüne bir de distopya olunca merakımı eğey bir arttırdı. Evet, evet ben ve distopya üstüne bir de gerilim. Değişiklik iyidir her zaman.  

Efenim kitap şu anda iki kitaplık bir seri, yazar devamını yazar mı yoksa yazıyor mu bilinmez. Serinin adı Phoenix Island ve serinin ilk kitabı ÖLÜM ADASI.  Kitabın adı bile sizcede okunmaya sebep değil mi? 

Kapak orjinal kapak :)  Sevgili GO ne iyi ettin de orjinal kapakla yayınladın. 

Kitabımızın Konusu: 


TELEFON YOK. MESAJ YOK. E-POSTA YOK. TELEVİZYON YOK. İNTERNET YOK. KAÇIŞ YOK.

On altı yaşındaki boks şampiyonu Carl Freeman, güçsüzleri yumruklarıyla savunmayı alışkanlık haline getirdiği için bir türlü beladan uzak duramaz. Kimsesi olmadığı için hayatı koruyucu aileler ile ıslahevleri arasında mekik dokuyarak geçen Carl, girdiği son kavgada rakiplerinin hepsini hastanelik edince çıkarıldığı mahkeme tarafından cezasını çekmek üzere dış dünyayla bağlantısı olmayan bir adaya gönderilir.
Burası bir evi, bir ailesi ve bir geleceği olmayan çocuk suçluların son durağıdır. Ülkenin uzak bir köşesine kurulmuş olan bu kamp kimsesiz çocuklara merhamet göstermeyen sadist eğitim çavuşları tarafından yönetilmektedir. On sekiz yaşına kadar burada kalmaya mahkûm edilen Carl kurallara uyup cezasını çektikten sonra hayatında yeni bir sayfa açmayı planlar, hatta burada yeni arkadaşlar edinip Octavia adındaki gizemli bir kıza âşık olur. Ama acımasız çavuşlar, yorucu eğitimler, ağır cezalar buz dağının yalnızca görünen kısmıdır. Burası aslında gidenin bir daha geri dönmediği, çocukların avlanarak ya da idam edilerek öldürüldüğü, kesimhane denilen gizli bir devlet laboratuvarında denek olarak kullanıldığı bir ölüm kampıdır. Carl diğer çocuklar tarafından avlanmadan ya da kesimhaneye gönderilmeden önce buradan kaçıp dış dünyayı bu adanın varlığından haberdar etmek ve sevdiklerini kurtarmak zorundadır.

  Detaylı bilgileride alalım diyorsanız şayet buyrunuz detaylar.

Kitap adı: Ölüm Adası  
Yazar: John Dixon
Seri Adı: Phoenix Island
Tür: Gerilim, Distopya
Çevirmen: Ebru Sürmeli
Editör: Nurten Hatırnaz
Sayfa Sayısı: 462 
Yayınevi: Go! Kitap
Fiyatı: 19TL 
Çıkış Tarihi: Ağustos 2016
 
Satın Almak ve İncelemek İçin: D&R | Okuoku | Kitapyurdu | 
 
 
 Yazarı incelemek için : Goodreads | Amazon |
 
Evet gençler bir tanıtımımıın daha sonuna geldik :) Yayında ve yapımda emeği geçen dostlara selam olsun.. 
 
Kitabı okuyayım yorumumuda hemen geçeceğime emin olabilirsiniz. 

Bir sonraki tanıtım da görüşmek üzere efenim.. 

Kitapsız bir tek günümüzün dahi geçmemesi dileğiyle. Sevgilerle As!

As!'den_ Tatilde Ne Okudum_Notları

Selam millet nasılsınız? Sonunda kayıp kız Asi bulundu... Yoğun iş temposu ardından az da olsa mini mini bir haftacıkta olsa kendimi tatile postaladım :) 

Önce bir batı Karadeniz turu ardından Doğu karadeniz'e sağlam bir uçuş gerçekleştirdim. 
  
Tabi bu koskocamannnn (!) tatilde yanıma kitap almadan çıkmak olmazdı.. Valizin minnacık bir köşesine kıyafetlerimi kalan bir sürü yere de kitaplarımı sığdırdım çıktım yola.. 
 
Yakıcı güneşin altında kendimi serin havuz suyuna attığım doğrudur :) 






Bana eşlik eden ilk kitabım Ephesus Yayınlarından ŞEYTANIN ELİ kitabı oldu.

Gerilim ve merak. İkisi bir arada olunca kitap nasıl bitiyor cidden anlayamıyor insan. 1900'lü yılların başında Sara ve onun yaşamış olduğu evlat acısı, evladını geri döndürme çabası bir anneyi deliliğin sınırlarını daha ne kadar zorlayabilirin bence en acı örneğiydi. Bir ölü geri getirilebilir mi? İşte bu sorunun cevabını çok ama çok acı bir şekilde arıyor Sara. Ve kızı için bir çok şeyden vazgeçiyor, kocasından bile..  :( Günümüzde ise aynı kasabada hatta Sara'nın yaşadığı evde bu kez Ruthie kayıp annesini arama çabasındadır. Ve annesinin kaybolması tee Sara'nın zamanına kadar uzanmaktadır. Bir sürü merak ve gerilim ile sürükleyici bir kitaptı. Bu tarz seviyorsanız kesinlikle öneririm.. 1 puanımı koca yüzünden kırptım. Ayyy çok üzüldüm ben ona, siz üzülmediniz mi? :'(  Puanım 4/5



Evet, evet doğru görüyorsunuz nihayetinde bende artık Grange okuyanlar kervanına girdim. Polisiye Gerilim konusunda usta olduğunu bir çok kişiden duymuştum ve okurkende hep bu söylemler aklımdaydı. Belli ki o söylemler sebebiyle çok ama çok büyük, hatta kaf dağına erişebilecek bir boyutta beklenti yüklemişim kendime. Kitabın konusundan ziyade Grangê'in anlatımına, kelime zenginliğine bayıldım. Tamam hikayeyide merak ediyorsun, katil ya da katiller kim diye de affallıyorsun ama ! ama işte. Bir şeyler eksikti, hele ki sonunda nehir sahnesinde n'oldu yahu dedim ???? Tüm bu soru işaretleriyle bitirdim kitabı ama bu ilk ve son buluşmamız olmayacak elbette. Diğer çokça sevilesi kitaplarıyla şansımı yeniden deneyeceğim.. Yinede sizinle tanıştığıma çok memnun oldum mösyo ^_^
Puanım 3/5









  




 Ve tartışmasız tatilde okuduğum en sağlam en mükemmel kurguya sahip kitap BANA AİTSİN oldu.. Biri ya da birileri Dr. Trask'ın geçmişindeki insanları avlıyor ve Trask'ın önüne atıyor. Dedektifimiz J.D Fitzpatrick (aha kitabın ortalarına kadar adamın isminin açılımını en az Trask kadar merak ettim ve öğrendim. cıks israr etmeyin söylemem) Ciddi bir sayfa sayısı olmasına rağmen (528) ben gibi bekleyen işiniz de yoksa sayı sizi korkutmasın bir günde bitiyor (tecrübeyle sabit) . Kesinlikle şiddetle tavsiye ediyorum tabiki. Ve elimdeki kitaplar bitince ara vermeden seriye devam edeceğim. Aferin bana ki en son gittiğim (hangi fuar hatırlamıyorum) fuardan tüm seriyi satın almıştım. Puanım 5/5



 Teşekkür yazısında adını gören bir ben var ki, heyecandan, mutluluktan ne diyeceğini bilemeyen. Böylesi şahane bir kitapta adımın geçmesi mutluluk ötesi bir sevinç. <3

 Bu kadar polisiye kitapların arasında kaybolan ben araya romantik komedi tarzında en merak ettiğim kitap ile kahkahalarım, yüzümün her bir zerresine yayılan tebessümle okudum. Duygu'yu bilen bilir. G.Kore'nin bağrında yalnız ama çevresi bir o kadar insanlarla çevrili kendi dünyasında yaşayan biri. Abartmadan söylüyorum ki  sayfasını bende dahil her gün acaba bugü neler paylaştı diye girip en az 3-4 kez kontrol eden bir insan guruhu var. Hal böyleken çok ama çok merak edilen dünyasını kendi tarzıyla eğlenerek ve eğlendirerek bize ulaştırıyor. Hemen hemen her sayfada güldüm (en büyük şahidim ikizim Serpil. Sayfaların ekran görüntüleriyle messenger'ını spam yağmuruna tuttum). 
Kitap içerisinde sözler ise ilerleyen konunun kısa ve net özeti gibiydi. Çok güzel düşünülmüş ve elbetteki kapak ! iç kapak ve sayfaların içeriği. Yine büyük emekler, yine detaylarda saklı  hoşluk. Yazanın ellerine kalemine sağlık. Keyifle okuyacağınız bir kitap ile sizi tanıştırmaktan mutluluk duyarım. Puanım 5/5

 

Vee tatilimin son kitabı.. 

"Biri ölecek biri yaşayacak. Başka yol yok!"

Kesinlikle bu tatil, kitaplar konusunda harika seçimler yaptım. Evet bununla sonsuz övünüyorum. Zevkli hatunum vesselam :) 

Sert ve korkusuz dedektifimiz Helen'in elinde seri cinayetler işleyen bir katilimiz vardır. Ve cinayetler bir şekilde Helen ile bağlantılıdır. Bu bağlantıyı bulma, katili yakalama ve Helen'nin yaşadığı tajedinin izlerini sayfalarca merakla okutuyor. Yazarın zekasına hayran kaldım. Konuları birbirlerini ince bir şekilde bağlamış ki hayran olmamak elde değil. Tek üzüldüğüm nokta son kısımda. Ah bee adam çok ama çok üzüldüm ben sana :'( Evet yine bir son daha beni bam telimden vurdu. Puanım 5/5


Harika bir tatil geçirip, bol bol dinlenip, harika kitaplar okudum. Eeee daha ne ister insan :) 

Tüm tatillerimizin güzel geçmesi dileğiyle.. 

 Bütün eski yeni kitapların tanıtım sayfası. Okumak iptiladır, müptelalara SELAM.. 

 
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI