Gizli Bahçe The K2 Shopping King Loui Sarai Aşkın Kokusunu Aldım Bir Anda Aşk Eğer Benimle Olsaydı Büyü Cindrella and Four Knights Hayat Işığım Love in the Moonlight Piyon Moon Lovers Scarlet Heart Ryeo Tutku Oyunları Serisi İzabel Şeytan Tüyü - Yakın Mesafe

As!'den_Koridor Yayınları_Polisiye/Gerilim Kitapları_İncelemesi

Efenim herkese merhabalar,
 
Bugün sizlerin karşısına farklı bir yazıyla çıktım.. Umarım beğenirsiniz. 


  @Koridor Yayınlarından çıkmış, okunmuş, okunacak ve merak edilen Polisiye Gerilim kitaplarını hep beraber inceleyelim istedim. Koridor Yayınlarının Polisiye / Gerilim diye bir gerçeği var. Hani şu fuarlarda stantlarına gittiğimizde her yerin beyaz kapak üzerine siyah tonların olduğu, şahane kitapların dizildiği stant. İşte bugünümü o kitapların bazılarını inclemeye ayırdım..

 Birileri Polisiye kitap çeşitlerinden mi muzdarip ! O zaman sizi böyle bir alalım. Zira hem bakmaya hemde okumaya doyamayacağımız polisiye kitap seri bereketi burada.
 

Daniel PALMER / GÖR-ME DUY-MA KONUŞ-MA  

Şu ana kadar yazarın GÖRme DUYma KONUŞma kitabını okudum (fark ettim ki çok büyük bir kayıp) ve kitaba tek kelimeyle bayılmıştım. Kitapla ilgili yorumuma BURADAN ulaşabilirsiniz.   Ne yapın edin mutlaka okuyun.    Yazarın ülkemizde çıkan diğer iki kitabı Panzehir ve Akıl Oyunları ise tarafımdan henüz okunmadı ama okuduğum yorumlar çok bekletmememi söylüyor. 

 Akıl Oyunları için bakın Tess ablamız neler söylemiş;  Kendisini durdurabilecek mi yoksa bu sonu olmayan akıl oyunlarına yenileri mi eklenecek? Çözebilmesi için halüsinasyonlar arasında tek bir gerçeğe ihtiyacı var ya da gerçeğe aykırı tek bir ayrıntıya.
"Umulmadık sürprizler ve zihninizi kurcalayacak oyunlarla dolu bir roman. Muhteşem bir yapıt."
Tess Gerritsen

Panzehir için  ise Publishers döktürmüş; "Palmer'ın yeni romanı sırtınızda öyle bir ürperti yaratıyor ki bu başka hiçbir şeyle kıyaslanamaz."
-Publishers Weekly-


 DAVE GURNEY SERİSİ

Hiç okumadığım ama gerek facebook sayfamdan gerekse de takip ettiğim başka sitelerden adını çokça duyduğum yazar John Verdon  ve kitaplarını sizlerle. 

İkizim @Rüya Kızdan aldığım bilgiler, okumamakla ne kadar büyük bir aptallık ettiğim yönünde ama istiyorum ki seriyi sakin kafayla sindire sindire okuyayım. Var böyle takıntılarım n'apayım..




  • Aklından Bir Sayı Tut ( Think Of A Number, 2011 )
  • Gözlerini Sımsıkı Kapat ( Shut Your Eyes Tight, 2012 )
  • Şeytanı Uyandırma ( Let the Devil Sleep, 2013 )
  • Peter Pan Ölmeli ( Peter Pan Must Die, 2014 )
  • Kurt Gölü ( Wolf Lake, 2016 )

Kitaplar ve Yazar Hakkında:  Dave Gurney serisi yayınlandığı 25 ülkede büyük ilgi topladı. Aklından Bir Sayı Tut, Gözlerini Sımsıkı Kapat, Şeytanı Uyandırma ve Peter Pan Ölmeli ve Kurt Gölü adlı romanlarıyla adından söz ettiren yazar, yarattığı seride kendi iç dünyasında da fırtınalar kopan, işkolik dedektif Gurney'in Amerika'da işlenmiş korkunç, esrarengiz ve büyük ses getiren cinayetleri başarılı şekilde çözümünü ele almaktadır.


Ken GRIMWOOD / Kayboluş , Sil Baştan ve Zaman Çarkı
 


Ken Grimwood ! Kendisi hakkında yazılan yorumlar harika.. Ülkemizde sadece 3 kitabı çıkmış olsa da devamının geleceğine inanıyorum.  

 
  







  • Kayboluş (Breakthrough, 1976)
  • Zaman Çarkı (Elise, 1979)
  • Two Plus Two, 1980
  • The Voice Outside, 1982
  • Sil Baştan (Replay, 1987)
  • Into the Deep, 1995

Bakın yazar hakkında ne söylenmiş;
“Grimwood olağanüstü gözlem yeteneği, üslubu ve orijinal kurgu yeteneğiyle benzerlerini fersah fersah gerilerde bırakıyor.”
 Dean Koontz;
 

Chev STEVENS / OBSESİF



Kitabın kapağına baktığımdan beridir "kelebek için üzülen bir tek ben miyim acaba" sorusu kapağı gördüğümden beridir aklımda.. 

Kitap hakkında: "Bu sadece bir kadının ortadan kayboluşunun değil, aynı zamanda kendine, bağımsızlığa, hayata dönüşünün de hikayesi. Işığın teninize iğne gibi battığını hissettirecek unutulmaz bir hikaye."
-Gillian Flynn, Kayıp Kız'ın yazarı-

Otuz iki yaşında bir emlakçı olan Annie O'Sullivan'ın kaçırıldığı gün, yapmayı planladığı üç şey vardı: Bir ev satmak, annesiyle son tartışmasını unutmak ve erkek arkadaşıyla akşamki randevusuna vaktinde yetişmek. O gün evi gezen fazla müşteri olmamıştı, ancak son ziyaretçisi kapıda belirdiğinde o günün şanslı günü olduğunu düşündü.

Annie bir psikopat tarafından kaçırılıp çok uzak bir dağ kulübesinde alıkonulduğu bir yılı aşkın bir süreyi psikiyatriste anlatmaya karar verir. Bu seanslar onun hayatındaki kopuk parçaları bir araya getirirken olayı araştıran bir dedektifle bulduğu bir ipucu eksik bir puzzle parçası gibi yerine oturduğunda, korkunç bir sürpriz de onu bekliyor olacaktır. Herkes bir sır saklarken kime güvenebilirdi…

"Obsesif, Thomas Harris'in Kuzuların Sessizliği'nden sonra yazılmış en tüyler ürpertici roman."
-Alfred Hitchcock Mystery Magazine-

"Bu kitap öyle büyüleyici ki ilk ve son sayfa arasında tek bir nefes almış gibi hissedeceksiniz."
-Karin Slaughter-

"Gizemle örülü, şaşırtıcı ve büyüleyici."
-Publishers Weekly-



Linwood BARCLAY /  PSİKOZ
 An itibariyle ben şok !!! Yazar başka bir yayınevinden çıkan Vedaya Zaman Yok kitabının yazarıymış. Kitabı rahat 4 yıl önce falan okumuştum ve o gün bugündür polisiye/gerilim türünde tavsiye isteyen herkese öneririm. Şimdi sorarım size öyle bir kitabı yazan yazarın diğer kitaplarının da güzel olmama ihtimali sizce ne kadardır?

Bakın Tess ablamız ile King abimiz neler söylemiş.. "Kimse sizi Linwood Barclay kadar heyecanlandıramaz ve ürpertemez. Bana güvenin, bu kitabı kaçırmak istemezsiniz."
-Tess Gerritsen-



 "Güzel bir yolculuktan anladığım şey: Üç gün durmaksızın yağan bir yağmur, atıştırmalıklarla dolu bir buzdolabı ve bir Linwood Barclay romanı." - Stephen King 

 Kitap hakkında: Thomas Kilbride, haritalar konusunda saplantılı bir şizofrendir ve kendisine devlet başkanı tarafından ülkedeki tüm sokakları ezberleme görevi verildiğini sanmaktadır. Evden dışarı çıkmıyor, bilgisayardaki bir program sayesinde her yeri adım adım dolaşıyordur. Ve bir gün gözleri New York'taki bir binanın penceresinde yaşanan garip ve korkunç bir olaya takılır. Bir kadının öldürülmesi gibi bir olaya...
Thomas'ın kardeşi Ray babalarının ölümünden sonra onun bakımını üstlenmiş, adeta dış dünyayla tek bağlantısı olmuştur. Yapılacak işlerini halletmekte ve zaman zaman da paranoyakça teorilerini dinlemektedir. Ağabeyinin sanrılarının kontrol edilemez bir noktaya ulaştığını bilmesine rağmen bu kez Thomas o kadar çok ısrar eder ki onun gördüğünü sandığı şeyi araştırmaya başlamasıyla Ray düşle gerçeğin ölüm sarmaşığı gibi birbirine dolandığı tehlikeli bir yola girer. 



John Katzenbach / Tabu / Psiko - Analist / Profesör / Şizofren / Kızıl 1-2-3



Yazar ve kitapları konusunda nötr kalan bir ben var. En azından bir kitabını okumadan iyi ya da kötü asla yorumda bulunmak istemem. Yazarlar ve kitapları ile ilgili yorumları, puanlamaları ve incelemeleri mutlaka takip ederim ama son kararı her zaman kendim veririm. Şimdi bu yazar ve kitapları konusunda o kadar uç noktalar var ki. Kimi çok ama çok sevmiş, kimisi hiç ama hiç sevmemiş. 😆

 Serinin ilk kitabını okuyacağım sanırım. Bu böyle kafamda milyon tane soru işaretiyle kalamaz 😒




Kitaplar hakkında kim neler demiş, bknz burada...

 TABU "Okuyucunun zihninde öyle bir dünya yaratıyor ki hem yaşıyormuşçasına gerçek hem de hayal edilemeyecek kadar korkunç."
-USA Today-


PSİKO - ANALİST " HEM BİR GERİLİM ROMANI, HEM BİR VAROLUŞSAL TEZ, HEM DE FREUDYEN BİR CEHENNEM SEYİR RAPORU... Kusursuz bir zamanlama ile gerilimi asla elden bırakmıyor. Katzenbach öyle kıvrak bir anlatıma sahip ki kitabın atmosferi içinize işleyecek."
Washington Post 


PROFESÖR "Katzenbach'ın kurgu yeteneğine sahip çok az yazar var."
People 


ŞİZOFREN "Katzenbach zirveye yaraşır bir eser yaratmış. Nefesinizi sıkı tutun, kitap sizi hayatın içindeymiş gibi hissedeceğiniz çok farklı bir yolculuğa çıkarıyor."
The Denver Post 


KIZIL 1- 2 - 3  (bu kısım müthiş) Siz üç kişisiniz. Ve ben size
Kızıl 1
Kızıl 2
Kızıl 3 demeye karar verdim.

Ve o çocuk masalındaki küçük kız gibi, sizler de ölmek üzere seçildiniz.


 Tami HOAG / KORİDOR YAYINLARINDAN ÇIKAN TÜM KİTAPLARI 

 Koridor Yayınlarının Tami diye bir yazarı var ki inanın tanısanız çok seversiniz. 😋

Yazarın ülkemizde yayınlanmış epeyce kitabı var. X yayınevinden de çıkan kitapları da var ama malum o yayınevini hiç ama sevmediğimden, haliyle oradaki kitaplarını da  okumuyorum.

Ama inanın hiç mühim değil zira, sevgili Koridor yayınları yazara ve kitaplarına hasret bırakmıyor bizi. Misal daha yakın tarihte Soğuk Kalp kitabı çıktı ki okumak için deli gibi sabırsızlanıyorum..  Sır kitabını epeyce bir zaman önce okumuştum ve çok beğenmiştim. 9. Kız ve Soğuk Kalp okunduğunda yorumum sizlerle olacak.

Bknz; Soğuk Kalp için ne demişler; Ürkütücü, cezbedici, trajik ve kışkırtıcı.”
-USA Today-

“Hoag’ın kalemi dövüş sanatları kadar hızlı ve keskin, mizahı oldukça gerilimli ve bir seri katilin psikolojisine dair sezgileri kurnazca ve düşündürücü.”
-Booklist-

“Birinci sınıf bir psikolojik gerilim.”
-Kirkus Reviews-

Mark Allen SMITH / Ne Düşündüğünü Biliyorum / Neden Korktuğunu Biliyorum 

Bir sandalye, bir jilet ve bir göz bağı...
Ne kadar profesyonel olursan ol, ne düşündüğünü biliyorum
  
An itibariyle keşfettiğim iki kitap.. Kitap isimlerini okurken bile sanki böyle bi gerilmeler bir tırsma durumları falan oluştu bende..

Düşünseniz biri ya da birileri, neden korktuğunu ya da ne düşündüğünü biliyorum diye karşınıza çıkıyor.😯

Sizi alacağım ! 

Ne Düşündüğünü Biliyorum da kim ne demiş; "Yıllardır okuduğum en iyi, en sürükleyici kitap. Geiger, işinde ustalığını konuşturuyor.
Mark Allen Smith de öyle."

Nelson DeMille

Neden Korktuğunu Biliyorum; Sandalyede oturma sırası sende.. Ne kadar profesyonel olursan ol..
 
  
Julia HEABERLİN / ÖLÜM ÇİÇEKLERİ 

 Ve işte son olarak Yayınevinin bize en son armağanı ÖLÜM ÇİÇEKLERİ... 

Arka kapak yazısı müthiş. Sanırım gerilim açlığımı ilk bu kitapla gidereceğim.. 

Şu arka kapak yazısına bir okur musunuz.. Sizce de müthiş değil mi?

Her bölüm bir bulmacanın parçası gibi ilerleyen, okuyucunun çözüme adım adım yaklaştığı bir gerilim romanı.

On yedi yaşındaki Tessa, medyanın ona yakıştırdığı isimle “Güneş Şapkası Çiçeği”, azılı bir seri katilin elinden kurtulan tek kişidir. Polise verdiği ifadeyle katilin parmaklıklar ardına gönderilmesine yardımcı olmuştur – en azından o öyle düşünüyordur. Cesetlerle geçirdiği ve hafızasının silindiği travmatik otuz iki saatin ardından terapiye başlar.

Şimdi, yirmi yıl sonra, yatak odası penceresinin önündeki toprağa ekilmiş olan güneş şapkası çiçekleri, hapishanede olması gereken katilden gelen bir mesaj gibi durmaktadır.

Tessa, hapisteki kişinin gerçek katil olmayabileceği gerçeğini itiraf etmeye artık hazırdır. Hafızasındaki boşluklardan gerçek katilin izini süren Tessa’nın bu cinayet bilmecesini çözmekten başka şansı yoktur.

“Psikolojik gerilimin derinliklerine dalmak isteyen okurlar için başarılı bir tercih ve sürükleyici bir karakter incelemesi.” –
-Booklist-


 
Polisiye/Gerilim kitaplarını inceleme de ilk durağımız Koridor Yayınları oldu. Elbette ki yayınevine ait tüm kitapları bunlar değil..  Daha bir çok polisiye/gerilim ve farklı türlerde kitapları mevcut ama bunlar yukarıda da belirttiğim gibi, okuduğum, okuyacağım ve merak ettiklerim di.. 

Daha fazlası Koridor Yayınları kitapları için
ve 
bir de 

TIK TIK

Farklı yayınevlerinin Polisiye/Gerilim kitap incelemerinde görüşme üzere.
 

Kitapla_Mola AYLARDAN AŞK BlogTur || Meral Kır ÇIKMIŞ KİTAPLARDAN ALINTILAR / Serpil KIR

Herkese Merhabaaaaaa!!!!



Kitapla_Mola "AYLARDAN AŞK" Turumuz son hız devam etmekte. Madem serilerimizi BURADAN inceledik, kitap yorumlarımızı da BURADAN ve BURADAN okuyup yazarın henüz kitap halini almamış diğer eserlerini de BURADAN  ögrendik, o zaman sıra yazarın çıkmış kitaplarından alıntılara geliyor.....

Oleeeeeeeyyyyy dediğinizi duyar gibiyim 😉 malum Tanem'li Yağız'lı, Doruk'lu Asya'lı, Ahmet'li Sena'lı ve Barış'lı Serra'lı uzun bir yolculuğumuz var, biraz yâd edelim değil mi? Araya da Mehmet abimizi sıkıştırmakta fayda var 😉

Sıraya girelim bakalım 


AYLARDAN AŞK ALINTILAR




Dolgun dudakları neşeden uzak, acı ile gülümsedi. Ne yazık ki asıl sisin yüreğinde olduğunu bilecek kadar kendindeydi. Farı kapattı.
Ve tam o anda bir ses duydu. Bir çığlık gibi. Sonra bir ışık. Nereden geldiğini bilmeden, sadece bir anda, öylesine.  Sonrası... Acı... Hem de büyük bir acı...
Hissettiği acıya direnerek direksiyonu sıkıca tutmak istedi ama elleri bomboştu. Toparlanmaya çalıştı. Ne yazık ki kımıldaması mümkün değildi. Acıları ağrıya dönüştü. Düşünemiyordu. Karanlıktı. Ürperdi. So0nra sesler duydu. Ağlayan bir kadın bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. Ama tam duyamıyor ya da anlayamıyordu.
Çok geçmeden o kargaşanın içinde ihtiyacı olanı duydu.


&&&&&&&&&&

“Bu rüya mı?”
“Kâbus olmasından daha iyidir bence.”
“Gerçek olmaması daha kötüdür.”
“Hım, yani?” dedi Yağız.
“Yani, seni özledim.”
Açıkta kalan genç kızın çıplak omzunu öpen Yağız, “Özlendiğimi bu şekilde duymak çok hoş,” dedi.


&&&&&&&&&&


“Bana o odaya çıkmayı nasıl başardığını söyler misin?” diye sorarken, ses tonunu aynı düzeyde tutmaya çalıştı. “Ve umarım kabul edebileceğim mantıklı bir açıklaman vardır.”
“Gülümsememle açamayacağım kapı yok.”
“Sevimli olmaya çalışma.”
“İyi de ben zaten sevimli biriyim.”


&&&&&&&&&&


Her şeye rağmen bu ailenin bir parçası olmaktan mutluydu. Ne var ki tüm yıllar boyunca bu ailenin bir üyesi olmadığını hissetmişti. O, beyaz kuğu ailesinin çirkin ördek yavrusuydu.


&&&&&&&&&&


Herkesin rolünü kendi yazdığı ve yazarken kendine torpil geçtiği bir hikâyesi vardır.




AŞKI SEÇTİM ALINTILAR



Asya, sevdiği adamı hikâyesini tamamlaması için uzaklara göndermişti. Ancak sayfalara bölünmüş, asla toparlanamayacak kendi hikâyesiyle ne yapacaktı, 
onu bilmiyordu.
Hayata herkesin yarım kalan bir hikâyesi vardı.
Asya’nın payına düşen de bu oldu. Acıyla kavrulup onunla yaşamayı öğrenmek ve herkese, özellikle kendine karşı her şey yolundaymış gibi davranmak. Çünkü Allah yardımcısı olsun ki asla bağışlamayacağı adama hâlâ âşıktı.

&&&&&&&&&&

Adamın ne istediğini idrak etmekte zorlanan Asya’nın yanaklarından süzülen gözyaşlarını az önce başlayan yağmur kamufle ediyordu. Çocukları için savaşmak zorunda kalacak ve onları kaybetme korkusuyla yaşayacak olması yağmura karışan gözyaşlarının sebebiydi. Ancak gizlediği, içine akıtığı yaşlar sonsuza kadar kaybettiğini düşündüğü adam içindi.

&&&&&&&&&&

Tek dizinin üzerine oturan Doruk kafasını kaldırarak “Sevgilim bunu şimdi teklif etmen ne büyük bir incelik,” dedi.
“Bana sevgilim deme!”
“Tamam aşkım.”
“Sadece Asya! Duydun mu beni?”
“Hiç sırası değil bebeğim!” diyen Doruk’un canı oyun oynamak için fazla sıkkın da olsa Asya’nın her zaman için önceliği vardı.

&&&&&&&&&&


Ya olmazsa… Ya gözlerine bakarken ölümü unuttuğu kadın, doğru soruyu sormaz ve Doruk’u dinlemek gibi bir zahmete girmezse diye ödü patlıyordu.

&&&&&&&&&&

Doruk hiç gitmez sanmış, ne olursa olsun kalır diye inanmıştı. Ama Doruk, aşkıyla yücelttiği, ayaklarını yerden kestiği Asya’ya önce değer katmış sonra da yere çalıp gitmişti. Madem gidecekti neden o zaman aşkın bir ömürlük olduğuna inandırmıştı onu. Madem bir gün gidecekti neden o zaman hiç gitmeyecekmiş gibi sevmişti.


YOLUM AŞKA DÜŞTÜ ALINTILAR





“Tamam, sakin ol! Belli ki ortada çok büyük bir yanlışlık var. Söz veriyorum, ben hepsini düzelteceğim.”
Ahmet sözünün arkasında duracağını vaat edercesine yeniden Sena’nın yanına ilerledi. Genç kadın da bu anı bekliyormuşçasına yüzünü Ahmet’in göğsüne bastırıp gömleğini sıkıca tuttu. Sena hıçkırarak ağlamaya başladığında ise, Ahmet nasıl olacağını bilmiyordu ama sözünü tutacağına dair yemin etti.

&&&&&&&&&&

“İyi olacaksın!” diyen Ahmet’e, “İyi olacağım!” diye karşılık verdi Sena. Ama gerçekte ne olacağını görmek için, yaşamaktan başka şansları yoktu.

&&&&&&&&&&

Hayatı ıslak bir sabun gibi ellerinin arasından kayıp gitmişti. Ve Sena’ya kalansa bakıp seyretmek olmuştu.

&&&&&&&&&&

“Efe’nin ölüsü bulundu,” diye kısa bir açıklamada bulundu. Sena uzun cümleler kurmaması gerektiğini zaten öğrenmişti ki şu anda istese de daha fazlasını başaramazdı. Durumun ciddiyetini anlayamamış olan Ahmet’in, “Sevenlerinin başı sağ olsun,” diyen sesinde hiçbir telaş belirtisi yoktu.
“Evet! Evet, başı sağ olsun. Ama ben şimdi ne yapacağım?”
“Sen mi ne yapacaksın? Onu sen mi öldürdün? Telaşının sebebi bu mu?”
“Neee…?!”
“Yurtdışına mı kaçmak istiyorsun? Deniz yoluyla Yunanistan’a gitmek akıllı bir tercih olur.”
“Hayır! Kaçmak falan istemiyorum!”
“Bence de kaçmamalısın, senin yerine polise başka birini teslim ederiz.”
“Saçmalamazsan nasıl olur acaba?” diye ciyaklayan Sena oturduğu yere iyice çöktü.
“Bir katile yardım etmeye çalıştığına inanamıyorum.”
Sena’nın kulaklarında Ahmet’in gülmemeye çalışırken çıkardığı tuhaf ses yankılandı. “Ne yani senin birini öldürmen değil de, benim sana yardımcı olmaya çalışmam  mı saçmalık?”
“Ama ben kimseyi öldürmedim ki!”
“ Bunu duyduğuma sevindim; böylece bir sürü zahmetten kurtuldum.

&&&&&&&&&&

“Hâlâ tek başına kalmaktan korkuyor musun?” diye soran Ahmet onu bu eziyetten kurtardı.
“Aslında korku değil. Çekiniyor ve yalnız kaldığımda beni esir alacak senaryolara izin vermek istemiyorum diyelim.”
“ Bu uzun ve anlaşılmaz cümlenin özeti olarak, korkuyorsun yani.”

AŞKIN KOKUSUNU ALDIM ALINTILAR





Yola girene gitme demek kolaydı; asıl zor ve ağır olan, her şeye rağmen gitme dediğinin gideceğini bilmekti.

&&&&&&&&&&

Serra’nın ne söyleyecek bir sözü ne de yapacak bir yorumu vardı.
Tüm dengeler altüst olmuş, tüm taşlar yerinden oynamıştı ve bundan sonra Serra’nın hayatı bir daha eskisi gibi olmayacaktı.

&&&&&&&&&&

“Ben Barış Dağlı, şimdi bana Serra Sancaktar’a nasıl ulaşabileceğimi söyler misiniz?”
Artık karşısındakinin kim olduğunu bilen ve onun buraya neden geldiği hakkında çok emin olduğu bir fikre sahip olan Serra, şu andan itibaren geri adım atamazdı. “Bir de isimler insanların karakterini belli eder derler, oysa siz soyadınızla bir bütün hâlindesiniz.”
Kadının alaycı bakışlarına eklenen iğneli lafları Barış’ın zaten var olan öfkesini daha da artırdı.
“Size tavsiyem, espri yapmadan önce bunu söyleyin çünkü anlaşılmıyor.”
“Sakın bu durum sizin anlama kapasitenizle ilgili olmasın.”
“Uzun ve süslü cümleler kurduğunuzda daha etkili olmuyorsunuz.”
“Ah, ne yazık!”

&&&&&&&&&&

“Evet, pek hoşlanılacak birisi olmadığınızı fark ettim.”
“Evet, ben de birbirimize benzediğimizi fark ettim.”

&&&&&&&&&&

Artık çocuk olmadığımı, daha doğrusu o imzayı atıp çocukluğumu feda ettiğimi düşünenler olabilir. Oysaki ben çok önce o imzayı atabilmek için zaten pembe düşler ve küçük sevinçlerden vazgeçmiştim. Ama bilmiyordum ki, asıl vazgeçişlerim şimdi başlıyordu. Çünkü her seçenek bir terk edişti aslında ve ben tek bir seçenek uğruna her şeyden vazgeçtiğimi şimdi değil, sonra -hem de canım kanaya kanaya- öğrenecektim..



Alıntılarımız bu kadar 😉 ama süprizlerimiz bu kadarla sınırlı değil. 



Halen devam  etmekte olan instagram Yarışmamıza BURADAN  bakabilir ve katılabilirsiniz. 
Sevgiyle kalın..


As!'den_Meral KIR_Aylardan AŞK_Kitap Yorumu

Herkese merhaba 🙋


Efenim, Kitapla_mola kızları olarak başlattığımız Meral KIR / Aylardan Aşk kitap turu ile sizlerleyiz. 

Kendisiyle abla/kardeş ilişkimiz 30 küsur (burada Asi kız kesin yaş vermemekte kararlı)  yıldır devam etmekte olup yazar kimliğiyle ilk olarak Aylardan AŞK kitabı ile tanıştım.. Hani yazarların bir çoğu der ya ilk göz ağrım ilk kitabım diye, benim içinde ilk göz ağrım bu kitap. Sonrasında seriden 3 kitap daha çıktı ama nedense benim için hep Aylardan Aşk en özelidir. Her seferinde okurken (inanın ablam olduğu için değil) bu satırları ablam mı yazdı, vayyy be demeden alamıyorum kendimi. 

Kitap artık @aspendosyayınları etiketiyle, yepisyeni kapak, iç dizaynı ve hatasız (!) edisyonu ile raflarda ve bir çok kitap satış sitesinde yerini aldı.

Bendeniz Asi, turumuz için kitabı bilmem kaçıncı kez okudum 😊 Ama itiraf edeyim ki yeni haliyle okumak ilk defa okumak gibiydi. Yeni haliyle tüm duygu ve düşüncelerimi sizinle paylaşmaktan mutluluk duyarım efenim.. 



Esas kızımız Tanem, bir Eylül sabahı şahit olmaması gereken bir konuşmaya şahit olur ve o konuşmanın ardından yapmaması gereken bir şeyi yapar. Arabasına atlar kendisini şuursuzca yollara vurur. Yolun sonunda geçirdiği trafik kazası ise belki de onun ve etrafında olan tüm insanlar için sonun başlangıcı olur. İki yıl boyunca kaldığı koma halinden kurtulması ise aslanımız civanımız doktorumuz Yağız'ın üstün başarısına kalmış durumdadır.  Çeşitli tedavilerle uyandırılmaya çalışılan Tanem, tam anlamıyla Yağızın o pamık ellerine kalmıştır. Sonra bir gün - nasıl olduğu aşağıda yazacağım- Tanem uyanıyor, uyanıyor ama kaza yaptığı günü tam olarak hatırlamıyor 👦 Aha yanlış düşünce ! uyandı kitap bitti diye düşünüyorsunuz dimi? Cıks, esas olaylar tam olarak bu noktadan sonra başlıyor.  








 
Adamımız Yağız Aslan ünlü ve başarılı bir cerrahtır. Yeni bir tedavi yöntemi bulmuştur ve bunu Tanem'in üzerinde denemek istemektedir. Tedavi yöntemi zamanla başarısını gösteriyor ama biri ya da birileri Tanem'in uyanmasını istemiyor. Yağız efendi durur mu hemen Tanem'i koruma altına alıyor, gece gündüz resmen başında nöbet tutuyor.  Onunla yakından hem de epeyce yakından ilgileniyor. Tabi Yağızın ilk hissiyatı öncelikle doktor hasta ilişkisinden öteye gitmemek olsa da bu zamanla engelleyemediği bir aşka dönüşmeye doğru yol alıyor. Yağız bu doktorluk vazifesini asla aşkın gerisine atmamakta kararlı. Heh işte bu andan itibaren biz saç baş yolmaya başlıyoruz. Ortada bir hipokrat yeminimiz var tamam, doktor hasta ilişkisi yasağı var oda tamam ama aşk bu hacı, nasıl engel olacaksın sen buna???.  👊 Ahhh ama evet yasaklar ne kadar tatlıysa Tanem de o kadar sevilesiydi. 😍 




Yağız tabiki ilk göz ağrım, adam doktorlara olan bakış açımı 160 derece değiştirdi. Nerede yakışıklı bir doktor görsem, acaba bende komaya mı girsem (tövbe tövbe) falan diye saçma sapan düşünceler içerisine girmeme sebep olan kişi unvanında..

Kitabın ana konusu aşk olabilir belki ama bu demek değil ki, her sayfada ponçik ponçik aşk yaşanacak. Yanlış düşünce 👊 Gizem, entrika ve polisiye, yazarımızın en esas kurgu teması. Hatun seviyor polisiye/gizemi bize de sevdiriyor en meraklısından. 


Şimdi yukarıda kitabın ana başlıklı konusu böyle, gel gelelim esas meselelere, ah daha kaç tane esas mesela var diye sormayın, zira sorunun cevabı "ohhhoooo bir sürü" olacak.   

Doktorumuzun en bi yakın dostu, kalpleri çalan ikinci adam Doruk Akman ! İkisi yanyana gelince insanda bi o piti piti yapma isteği uyanıyor. İkisinden biri çıksada karlısın, zira ikisi de harika adamlar 💏
 
Doruk'cuğum, benim yıllar geldi geçti en favori adamlarımdan biri. Şimdi ben yazarın yalancısıyım kendisi Asya ve Doruk ikilisini yazarken hep beni düşünerek yazmış. Keşke düşünmekle ve yazmakla kalmayıp karşıma Doruk gibi birini bulup getirseymiş ama işte, ablalık görevi de bir yere kadar. Benden bekliyorsa demek ki 🙈 








 
Doruk, Yağız'ın en vefalı dostu, arkadaşı, kankası, biraderi.. Yağız'ı hastanede ziyaret ettiği bir anda (bu kısım en sevdiğim kısımdır) takıntılı hale getirdiği hastasını ziyaret etmek ister, öyle yersiz yersiz konuşurken Tanem'in kız kardeşi Asya konuşmaya kulak misafiri oluyor ve çemkirmede level atlayabilecek şekilde sözlü şiddete maruz kalıyor  (yoo yoo ben hiç öyle çemkirmem) Doruk'cum başta neye uğradığını şaşırsa da kızın hırçın halleri hoşuna gider, özürler falan derken aralarında keyifli bir yakınlaşma başlar. 

İkisinin aşkını ikinci kitapta detaylıca okuduk ama birinci kitaptaki son! Sanırım kitalar aleminde en şok edici, en küfredici ve yuhh ya nasıl yaparsın böyle bir şeyi ile biten olarak tarihe geçmiştir. Kitabın yazarı ablanda olsa o son için gayet de güzel söylendim.. Tamam tamam çemkirdim !! 🙈

Tanem'in ailesi geniş bir aile.. Geniş aileler iyidir, kendi ailemden bilirim. Olaylar da birbirlerine olan destekleri, dert ortağı olma çabaları, ee kalabalık olunca da bitmeyen dertler ve aşılması zor olayları hep beraberce göğüs gerebilme şansına sahip olabiliyorsun. İşte Sancaktarlar ailesi de böyle bir aile. 

Yıllar geçti, bugün her bir Sancaktar üyesi bizim gönlümüzü almaya devam ediyor. Bu gönül alma işi Tanem ile başlayıp, Asya ile devam edip, Ahmet ile gönül bağımızı güçlendiren, Serra ile kopmayacak bir bağ oluşturan ve son olarak Mehmet ile bu gönül bağının taçlanmasına sebep oluyor.


Aylardan Aşkı yeni haliyle çok ama çok sevdim.. Sanki yıllar önce ayrı diyarlara düştüğümüz dostlarımla bir araya gelmiş gibi oldum. Gizem, merak ve aşk hayatın olmazsa olmazları ve bu kitapta bu olmazsa olmazlar beni on ikiden vuruyor. 

Serinin kalan üç kitabını incelemek için @serpilkirbooks SERİ İNCELEMESİ için şuraya👉 TIK TIK yapabilirsiniz.. 

Bu kadar uzun uzun yazmışken, kitabımızın künyesinide sizlerle paylaşmazsam olmazdı elbet.. 
 

Kitap Künyesi


Kitap adı: Aylardan Aşk
Seri Adı Sancaktarlar Serisi
Yayınevi: Aspendos Yayıncılık
Baskı Yılı:2017
Baskı Sayısı: 4.Baskı
Sayfa Sayısı: 560

Kitap Konusu:

Karanlık sırlar, acıtan gerçekler ve korkunç yalanlar arasında yeşeren aşkın bu savaşı kazanabilmesi için önce her şeyini kaybetmesi gerekiyordu.
Tanem Sancaktar, hayatını derinden etkileyen kazadan sonra iki yılını hastanede geçirmek zorunda kaldığında onu yeniden hayata döndüren Doktor Yağız Aslan olmuştu. İlk başta her şey küçük, ama gülümseten bir gönül hikâyesiydi. Oysa geçirdiği zorlu tedavinin ardından aşka sığınan ve ondan güç alıp yaşamayı seçen Tanem için asıl mücadele şimdi başlıyordu ve hiçbir şey ne bildiği ne de başladığı gibiydi. Geçmişini unutup geleceğini işine adayan ve gözü, önüne koyduğu hedeflerinden başka bir şey görmeyen Doktor Yağız’ın kalbine ulaşabilmesi için önce düşlerinden, sonra da kendinden vazgeçmesi gerekecekti.

Deney aşamasındaki tedavisinin ilk gerçek hastası olan Tanem Sancaktar, genç adam için sadece bir projeden ibaretti. Ancak kadının yaşama tutunmak için verdiği savaş, karakteri ve o cennet yeşili gözleri Doktor Yağız’ın tüm işini zora sokuyordu. Ne var ki hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını Sancaktar Ailesine ait sırrı keşfettiğinde anlamıştı. Bütün tehlikeleri görüp, kalbini de riske atarak amansız bir mücadeleye başlayan Yağız için artık her şey rayından çıkmıştı. Şimdi hem kendi hayatı hem de herkesten sakındığı Tanem’in hayatı tehlikedeydi. Geçmişe ait sırlar, sabote edilen planlar, gizli bir düşman ve tüm bunların içinde çaresiz kalan bir aşk…
Güçlü Sancaktar Ailesinin hikâyesini okumaya başlamadan önce derin bir nefes alın. Aşk, macera ve tempo yüklü bu hikâyede aşkın en tutkulu haline, sevgiye dair her şeye ve ihtirasın değiştirdiği hayatlara şahit olacak, okumaktan ziyade onlarla birlikte yaşayacaksınız.


Turumuzun yarışmasına katılım için şuraya TIK TIK yapabilirsiniz. 

 Daha bir çok Meral KIR kitaplarına kavuşmak dileğiyle efenim.. 


Kitapsız ve K-Dramasız bir tek günümüzün dahi geçmemesi dileğiyle.. Sevgilerle.. As!



BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI