Gizli Bahçe The K2 Shopping King Loui Sarai Aşkın Kokusunu Aldım Bir Anda Aşk Eğer Benimle Olsaydı Büyü Cindrella and Four Knights Hayat Işığım Love in the Moonlight Piyon Moon Lovers Scarlet Heart Ryeo Tutku Oyunları Serisi İzabel Şeytan Tüyü - Yakın Mesafe

KİTAP YORUMU:Esir Şarkılar Vadisi // Kimberley Freeman (Serpil KIR)

Esir Şarkılar Vadisi // Kimberley Freeman


"Kalbinin sol anahtarı suskun melodilerde gizlidir"



Bu ay okuduğum üçüncü Arkadya Yayınları kitabı 
Esir Şarkılar Vadisi okundu bitti.
Kitabın kalınlığı gözünüzü korkutmasın, dört hayatın içinde öylesine kayboluyor öylesine merak ediyorsunuz ki, bir bakmışsınız kitap bitmiş. 
Kitap, Batı Queensland,Avustralya 1997 yılının yazında gelen bir mektupla başlıyor.  
Mektup;
"Angie Smith hakkındaki bütün gerçeği biliyorum... Hak ettiğini bulma zamanın geldi..."
diyerek başlayıp bitiyor ve sonra her şeyin başladığı 1969 yılına gidiyoruz. 



&&&&&&&&

Ellie Frankel
Angie Smith 
George Fellowes
Dieter Newmann

Ellie Frankel

Ellie, babası ile birlikte Kuzey Almanya da yaşıyor, babası eski opera öğretim görevlisi ve melek gibi bir sese sahip kızı Ellie'nin de opera sanatçısı olmasını istiyor. Ama 1969 yılının şartlarında bu çok zor. Kasabaya gelen müzikal seçmelere katılıyor ama çıkan aksilikler nedeniyle kazanmış olsa bile gidemiyor. 
Babasından başka güvendiği tek erkek Dieter. 
Ellie'nin babasının ölmesiyle Opera hayalleri de sona eriyor çünkü ona öğretecek bir hocası ve öğrene bileceği bir piyanosu yok....


Angie Smith 

Annesinden gördüğü şiddet yüzünden evden kaçan ve bir barda şarkı söylemeye başlayan güzel Angie... Yanlış seçimler, yanlış kararlar ve yanlış ilişkilerin en sonunda karşısına çıkan 
Müzik prodüktörü George Fellowes tüm hayatını değiştirir.
O artık Popo müzik camiasının ünlü yıldızı Penny Bright'dır...


George Fellowes 

Babası annesini öldürdükten sonra 6 kardeşi ile ortada kalır ve hepsi farklı ailelere verilir. George şarkı dinlemeyi, söylemekten daha çok sevmektedir ve gelecekte yapmak istediği iş de bellidir.
Bar da karşısına çıkan Angie, George'un kariyerinde en iyi işidir. 

Dieter Newmann

Ellie ile aynı kasabada büyüyen ve ona destek olan tek kişidir. Opera hayallerinin gerçeğe dönüşmesinde de en büyük destekçisidir.
Öyle ki, aşkından fedakarlık yapıp akılara gelmeyecek bir planın parçası olur ve Ellie'i bekleyeceğine dair söz verir. 
Ama Ellie'nin yeni hayatı, Dieter için kasabadan, çiftlikten ve diğer tüm hayallerinden vazgeçmek demek haline gelir. Bir yanda aşkı Ellie, diğer yanda vazgeçmekten korktuğu değerleri .

&&&&&&&&

İşte bu dörtlümüzün hayatının kısa özeti. Penny, yani Angie şöhreti çok sevmesine rağmen geçmiş hayalleri peşini bırakmıyor ve teselliyi reçeteli ilaçlarda buluyor. Ama öyle bir hale geliyor ki zaman zaman kendini bile hatırlamıyor. Yine geçmişinden gelen biri tarafından kaçırılmasıyla tamamen yaşadığı hayatla bağlarını koparıyor. Büyük paraların yatırıldığı turnesine çıkamaması ise herkesin korkusu. Bu anda devreye George giriyor ve meslektaşı olan Opera Prodüktöründen Penny'e tıpatıp benzeyen ama kulvarları çok farklı olan Ellie den bahsediyor.
Penny'i herkes den gizli bir eve yerleştiriyor ve tedavi olması için ona üç aylık bir zaman tanıyor. Penny'e çok benzeyen  Ellie'de onun yerine geçiyor. Ellie ve Penny o kadar farklı karakterlere sahipler ki, yalanın ortaya çıkması an meselesi. Ellie ise halinden memnun, para hırsı ve opera sanatçılığından bir adım uzakta olması şuan ki konumunu kaybetme korkusuyla yasıyor. Hayat bu kez yüzüne gülüyor ve Penny, tedavi merkezinden kaçarken geçirdiği kaza sonucu hafızasını kaybediyor.
Elindeki pasaportta yazan Angie Smith adından başka hiçbir şey bilmiyor. Öğrenmek için de bir arzusu yok. Bu üç aylık süre tam yirmi yıla dönüyor. 


Ama hiç bir şey gizli kalmaz. Gerçeği bilen birileri ortaya bir tehdit mektubu bırakıp  hikâyemiz başlıyor. 


800 sayfa bu kadar mı diye bilirsiniz, ama değil.   Fazlası, çok daha fazlası var kitabın içinde.  Hele hele George'nin neden Angie Smith'i arayıp bulduğu ve ona hayallerini sunduğu gerçeğini öğrenince şoka girebilirsiniz. Kitabın son sayfasını kapattığımda bir müddet kendime gelemedim. Kitabın içinde de beni en çok etkileyen çocukluğundan beri George'nin yaşadıkları ve hayatının nasıl devam ettiğiydi. Keşke böyle olmasaydı be adamım! 

Kitabın orjinal kapağını paylaşmazsam çok üzülürüm ve yine üzülerek belirtmeliyim ki kapağa bayıldım ^_^

Bknz:



SATIN ALMAK İSTERSENİZ


Benden bu kadar bir sonraki yorumda görüşmek üzere
Okumak İptiladır Müptelalara Selam Olsun


Kitap Yorumu:ÜST KATTAKİ DELİ KADIN // CATHERİNE LOWELL (Serpil KIR)

ÜST KATTAKİ DELİ KADIN // CATHERİNE LOWELL
Kitap Yorumu ve TANITIM



Brontë kardeşler deyince aklınıza ne geliyor? 
Charlotte Brontë'den Jane Eyre, Emily Brontë'den Uğultulu Tepeler ve Anne Brontë'den de Agnes Grey kitapları mı? Kesinlikle evet. O zaman bir de yanına Catherine Lowell'den Üst Kattaki Deli Kadın kitabını ve yazarını ekleyelim lütfen, çünkü bundan sonra şahsen benim aklıma bu kitap da gelecek.

Kitabın konusuna değinmeden önce anlatmak istediğim epeyce şey var. Brontë kardeşlerin hayatlarını hiç merak etmişmiydiniz? Açıkçası ben etmemiştim. Ta ki bu kitabı okuyana kadar. Hatta Jane Eyre'i defalarca izlemiş, Uğultulu Tepeleri de bir kez okumuş olmama rağmen onlar benim için sadece "YAZAR" dı.
Charlotte Brontë, güçlü, dik kafalı, hayranlık uyandıran ve ailenin girşimcisi. Kısaca tam bir on dokuzuncu yüzyıl cadısı. Jane Eyre en büyük eseri. 
İkinci kızkardeş Emily Brontë, tutkulu, vahşi ve hayalperestti. İngilterenin fırtınalı kırlarında atıldığı maceralarda sırılsıklam olmuş etekliğiyle bir kadın kahramandı.
Ve son kardeş Anne Brontë, Unutulmuş son Brontë. En gençleri, başarısız sosyal reformcu,yumuşak başlı, ahlaklı olanları. Edebiyat sitelerine girmeyi başaramayan Agnes Grey'in yazarı. Kendisinden kat be kat yetenekli kardeşlerinin gölgesinde kalan Brontë.  Bir diğer tabirle ezik.



&&&&&&&&

İşte bu kardeşler on dokuzuncu yüzyıla damgasına vurun Brontë Kardeşler. Her biri kendi gücünü göstermeye uğraşmış ve içlerinden bir tek Anne başarılı olamamış. Bulunduğumuz zamanda hayatımıza yer yer dahil ettiğimiz halde, yaşanmışlıklarına dair  bilgimiz deve de kulak gibi birşey.
Catherine Lowell'de bizleri Brontë ailesinin hayatını, etkilendiği Heathcliff'dan aldığı ilhamla kurguları birleştirir ve ortaya Üst Kattaki Deli Kadın çıkar.

&&&&&&&&

Brontë ailesinin günümüze uzanan sondan bir önceki varisi Tristan Whipple. Hayatının tamamını Brontë kardeşler üzerine incelemeler yaparak ve yazılar yazarak geçirir. Kızı Samantha Whipple de babasının izinde gitmeye karar verir. Teee Amerika'dan İngiltere Oxford'a Edebiyat üzerine okumak için gelir. Elbette ne geçmiş ne de gelecekte yaşanilacak olanlar peşini bırakmaz.  Babasından ona kalan tek  KAYIP BRONTË MİRASI. Ne olduğuna dair hiçbir bilgisi yok. Yine babasının bıraktığı ve şans eseri Samantha'nın bulduğu ipuçlarını takip ederek,  herkesin peşine düştüğü kayıpları bulma derdine düşmüştür. Ve bu yolda istemeden de olsa ona yardım eden, soğuk yüzlü Profesör James Timothy Orville'dir.

Samantha ile girdikleri Edebiyat düellosu okuması en keyifli olanlardı. Biraz da Amerika'dan gelmiş olması ve düz cevaplılığı Edebiyat'a olan bakış açılarnın farklılığı gözlerini korkutsa da ortada bunması gereken bir miras var. Tecrübenin İhtarları ile başlayan miras, Anne Brontë'nin odasına kapanıp yazdığı günlüğün nerede olduğunu çözmeye kadar gider...

&&&&&&&&

Kitap her yönü ile okunması gereken ve sizleri peşinde Brontë kardeşleri anlamak için ufacık bir araştırma yapmaya kadar götürecek...

Merakla okunan bir kitap, kesinlikle TAVSİYE EDERİM.



TANITIM BÜLTENİ


Tarihteki tüm hikâyeler, içinde bizim için değerli olan bir hazine saklar ve onu okuyan kişide asla silemeyeceği derin bir iz bırakırlar.

Babasını trajik bir şekilde kaybeden, ünlü Brontë Kardeşlerin yaşayan son akrabası Samantha Whipple da işte böyle bir hikâyenin peşindeydi.  Edebiyat tarihindeki en ünlü kadınlardan üçüyle akraba olduğundan herkes, Samantha’ya gizli ve muazzam bir miras kaldığına inanıyordu. Fakat Samantha, tüm hayatını kitaplara ve edebiyata adayan tatlı kaçık babasının, büyük bir hazine falan saklamadığından emindi. Onun tek istediği, babasının hatıralarını sonsuza dek yaşatacak olan bir hikâye yazabilmekti.

Babasının son isteğini yerine getirmek üzere Oxford Üniversitesi’ne gittiğindeyse her şey bir anda değişti. Babasına ait kayıp kitaplar ve el yazısıyla yazılmış notlar, gizemli bir şekilde kapısında belirmeye başlamıştı. Samantha artık, yakışıklı olduğu kadar kibirli profesörü Orville’in de yardımıyla aile sırlarıyla dolu bu edebi bulmacayı çözmek zorundaydı.

Uğultulu Tepeler, Jane Eyre ve daha birçok edebi başyapıtın izinde soluk soluğa okuyacağınız bir macera… Catherine Lowell’ın usta kaleminde hayat bulan Üst Kattaki Deli Kadın, sizi gizem, aşk ve edebiyat kokan satırlarda, unutulmaz bir gezintiye çıkmaya davet ediyor.


SATIN ALMAK İSTERSENİZ


 D&R


Okumak İptiladır Müptelalara Selam Olsun...



As!'den_ Rachel Van Dyken & Bahis_Kitap Tanıtımı

Herkese merhaba 🙋 Nasılsınız bakalım? 
 

Yeni bir haftaya yeni keşfettiğim bir kitap tanıtımı ile başlayalım istedim 😍  Hyperion Yayınlarının çıkardığı BAHİS kitabı.  Uzun zamandır tanıtım girmiyordum bu kitabı keşfetmek çok iyi oldu.  Kitap Şubat ayında çıktı ama ben daha yeni keşfettim o ayrı 🙈

  

 


Kitabımızın adı Bahis, orijinal adı ise The Bet ve serinin ilk kitabı olarak hayatımıza girmiş bulunmakta.  Seri 3 kitap olarak gözüküyor, bakalım yazar yazmaya devam edecek mi. 

 Goodreads puanı çokça tatmin edici. Hal böyle olunca insan merk etmeden duramıyor. 

Not olarak belirtmek isterim ki, yazar sıkı takibe alınmalı. Bir çok siteyi gezdim ve enfes kitaplara denk geldik. Bu konuda Hyperion Kitap bizi çok bekletmez ve kitapları sırasıyla hemen çıkarır.












O zaman sizi daha fazla merakta bırakmayalım ve kitabın tanıtımı ile sizleri baş başa bırakayım. 




Kitap Künyesi
Kitap Adı: Bahis
Orijinal Adı:The Bet
Seri Adı: The Bet
Yayınevi: HYPERION KİTAP
Türü: Romantik
Yazan: Rachel VanDyken
Çevirmen: Alp Levi
Editör: Zeynep Ünalan
Sayfa: 264
İlk Baskı: Şubat 2017

 İncelemek için: Goodreads  & Amazon 
Satınalmak için: BKM & Okuoku & Babil
 Yazarın Tüm kiptaları için TIKTIK

Arka Kapak

 "Sana bir teklifim var." Bu sözler, Seattle milyoneri Jake Titus'un ağzından çıkar çıkmaz Kacey, orayı terk etmeliydi. Kacey, çocukluk arkadaşı Jake'i görmeyeli yıllar olmuştu fakat Jake, hasta büyükannesinden bahsettiğinde Kacey, bu yaşlı ve tatlı kadın için her şeyi yapmaya hazırdı. Onun iyiliği için nişanlı taklidi yapmaları gerekiyorsa, öyle olsun. Fakat Kacey, Jake'in ağabeyi Travis'in de hâlâ orada olacağını hesaba katmamıştı. Ona "Şeytan" demesinin bir nedeni vardı: kendisini nasıl da kandırıp alay ettiği asla unutmamıştı. Her şeye rağmen, tekrar karşılaştıklarında Travis'in harikulade gülüşü, kalbine bir ok gibi saplandı... Ve böylece Kacey'in kafası her zamankinden daha çok karışmıştı. Günler geçtikçe yalnızca bir tek şey endişe verici ölçüde netlik kazanıyordu -Jake'in teklifini asla kabul etmemiş olmalıydı.


💘

 Ve görünen o ki bizi Travis ve Jake adında  iki bomba bekliyor. 
  

Evet anlaşılacağı üzere harika bir kitap bizi bekliyor. Şahsen ben kitabı okuyunca detaylıca yorumumu sizlerle paylaşacağım. Okuyan varsa bende yorum beklerim. 


Kitapsız bir tek günümüzün dahi geçmemesi dileğiyle 

Kız Arkadaşım Dokuz Kuyruklu Bir Tilki // Kitap Yorumu&Hayali Karakter Röpartajı (Serpil KIR)

Kitapla Mola Blog Turu
Kız Arkadaşım Dokuz Kuyruklu Bir Tilki
(My Girlfriend is A Gumiho)


Evet yine yeniden Kore-Dramalarından
Kitap halini alan efsane ile karşınızdayız.
İlk yayınlandığı dönemlerde izlemiş birisi olarak uzun bir süre etkisinden herkes gibi kolay kolay kurtulamamıştım. Pek sevgili Olimpos Yayınları yine turnayı, ya da kalbimizi on ikiden vuruyor.

Kitap, dizi ile aynı gidiyor ki bu hem izleyici hem de okuyucu olarak kesinlikle artı puan. Sonuçta biz Gumiho'yu dizi ile tanıdık ve okurken de aslına sadık kalınması en doğal beklentimizdi. Peki beklentimiz karşılandı mı? SONUNA KADAR!
Okuduğum satırlar dizide izlediğim o görüntülerle birleşince bir de bakmışsın kitabın sonuna gelinmiş.


Hikayemiz, Woong'un bir gün dedesinden kaçmasıyla başlıyor. Bilmediği bir yerde güvenli olacağına inandığı tapınağa sığınır. Belki de yaptığı en büyük hata çalan telefonu açmak, hattın diğer ucundaki kadının dediği şeyi yapmaktı 😀 Telefonun diğer ucundaki ses ona, duvarda asılı olan Tilkiye 9 kuyruk çizmesini ister. Woong, başta itiraz etse de sonunda kuyrukları çizer, böylelikle 500 yıldır resmin içinde hapis olan Gumiho özgürlüğe kavuşur.
Karşısında güzel bir kız gören Woong başta kızdan etkilenir ama konuştuğu şeylere anlam veremez ve az buçuk deli olduğunu düşünür ve kızdan kurtulmak ister. Gumiho ise yeni geldiği dünyada yalnız kalmak istemez ve Woong'un peşine takılır. Yeni geldiği hayattan istediği tek şey ET'tir. Aha! evet doğru okudunuz et 🙂 tabi yanında sevgi de olsa hayır demez.



Olayların akışı bu karşılaşmadan sonra başlıyor, Woong'un aksiyon oyuncusu olma çabaları ve bu uğurda yaptığı anlaşmalar 🙂 Gumiho'nun yeni tanıştığı bu dünya da mutlu olma hayalleri. Yan etkenlerde bir gıcık karşılıksız sevdiğimiz cadı kız, öte yandan tek gayesi torununu üniversiten mezun olduğunu görmek için yanıp tutuşuna dede.
Ve elbette GuMiho'muzu insan olma sevdasından vazgeçirmeye çalışan
bedbaht müdürümüz Park Dong Ju...

ŞİMDİ SİZLERİ Cha Dae Woong ile yaptığım RÖPARTAJ ile başbaşa bırakıyorum...



Ben: Bize kendinizden bahseder misiniz biraz.

Dae Woong: Hangang Üniversitesi,  Film ve Sinema Bölümü 2009 girişli öğrencisiyim. Başlamak işin yarısıdır deyip Aksiyon filmleri için seçmelere katılmaya devam ediyorum. Ve kalbimi ünlü bir ajansta çalışmakta olan Hye-in'e çoktan kaptırdım.

&&&&&&&

Ben: Nasıl oldu da Dokuz Kuyruklu Tilki ile tanıştınız?
Dae Woong: Büyükbabamdan kaçıp bir Tapınağa sığındım. Ama meğer Miho'nun radarına girmişim. Her ne kadar o beni yaban domuzu yavrusundan kurtardığını iddia etse de asıl ben onu kurtardım. Sonra da paçayı kaptırdık 😆

&&&&&&&

Ben: Peki bize GuMiho'dan bahseder misiniz?

Dae Woong: olabildiğince düz saçlı, gülünce iki sevimli gamzesi meydana çıkıyor ve gamzeleri ile birlikte ışıldayan bir yüzü var. Hey Ay dönümünde 9 tane parlayan kuyruğu var.
Doyumsuz bir et canavarı. Tabi Tilki olduğunu düşünürseniz bu da çok normal. Tercihi dana eti ama sanırım bende epey bir leziz geliyorum kendisine.

&&&&&&&

Ben: İlk konuşmanız ilginç olmalı?

Dae Woong: Herşey şarjı biten telefonumla başladı. Kapalı bir telefonla iki kişi nasıl konuşabilir sorarım size? Sevimli hayalet casper falan yok! Direk beni yemekle tehdit etti. Ve sonra kaçtım ve kucağına düştüm. 

&&&&&&&

Ben: MinHo dan kurtula bilmek için neler yaptınız mesela?

Dae Woong: Korkudan ne yapacağımı bilemedim. Çok da kötü yaralandım (zaten bana musallat olmasının nedeni de bu kaçışla başladı). Sonra Tapınakta bırakıp kaçtım, ki ne olduğundan çok tabloya kuyruk çizdirdiği için cezasını çeksin istediğimden kaçtım. Beni buldu!  Daha sonra restoranda bırakıp  kaçtım ve otobüse bindim. Ama bir an'da yanımda bitti. Çok korkunçtu. Ve en sonunda bir gemi de bırakıp kaçtım. Olanlarda bundan sonra başladı. Bende, ona ait bir şey vardı ve bende bırakmaya da niyeti yoktu.

&&&&&&&

Ben: Hye-in'e hissettiğiniz ile Miho'ya hissettiğiniz duyguları nasıl ifade edersiniz?

Dae Woong: İlk başlardaki duygularımdan yola çıkarsam; birisi Aşk ve aşkı seçersem hayatım tehlikeye girecek. Diğeri de hayat ve hayatımı seçersem, aşkım bitecek. Aşk önemli. Fakat hayat daha önemli. Hayatta kalırsam âşık da olabilirim. 

&&&&&&&

Ben: GuMiho için şuan aklınıza gelen ilk şey nedir?

Dae Woong: Açık bir günde yağan yağmur. Yani TİLKİ YAĞMURLARI. 

&&&&&&&

Ben: Hye-in'e  ve Miho'ya geri dönelim. Miho ile olan 100 günlük anlaşmanızı Hye-in'den gizlemek zor oldu mu?

Dae Woong: Yorucuydu. Başlarda kendimden emin olmadığım için cevabını bilmediğim soruları  o dönemde çözmeye çalışmakla kafayı yiyecektim. Nuna'yı bekletmek ya da çağırdığında gidememekten nefret ediyordum ve yolum hep Miho'ya düşüyordu. Sonra bir baktım Miho'ya isteyerek gitmeye başlamışım.

&&&&&&&

Ben: Peki Miho'ya karşı ilk duygunuz neydi? korku dışında elbette :D

Dae Woong: kesinlikle kıskançlık. 

&&&&&&&

Ben: Kime ya da neye karşı kıskançlık?

Dae Woong: Hayvan Hastanesi müdürü Park Dong Ju'yu kıskandım!

&&&&&&&

Ben: İnanılmaz! Sizi, Dokuz Kuyruklu Bir Tilki'yi kıskanacak seviyeye getirecek ne yapmış olabilir ki bu müdür?

Dae Woong: Benim telefonumdan Miho'yu aradığı an. Düşüne biliyor musunuz konuşmak için yanımdan uzaklaştı. Çok şaşırmış,öfkelenmiş ve kıskanmıştım.

&&&&&&&

Ben: Yoğun duygular 😃 peki neden bu kadar kıskanmış olabilirsiniz? Sonuçta henüz aşık değildiniz.

Dae Woong: Beni yemekle tehdit edip,et aldırıp, eziyet çektiriyor, yeni tanıtığı arkadaşına çok iyi biriymiş gibi davranıyor. Daha ne olsun.

&&&&&&&

Ben: Ya Aşk. O nasıl geldi?

Dae Woong: Ansızın, ama aslında yavaş yavaş. Birbirimizden farklı olsak da neden sevmeyelim ki....

&&&&&&&

Ben: Peki şimdi, mutlu son diyelim?

Dae Woong: Aksine, kitap şimdi başlıyor.....

&&&&&&&


Röpartajımızı burada kesiyoruz, çünkü yayınevimizde tam burada bitirmiş hikayeyi. Dae Woong'un da dediği gibi "Devamı bir sonraki kitapta"...



Kitabımız ve dizimizin OSTélarını dinlemek içi
vemutluson bloguna, Dizi oyuncularını incelemek için yeppudaa kitaplık ve kitap rüyasi bloguna, Diziden kesitlere göz atmak için animevekitapsever bloguna ve son olarak İnstagram hesabımızdan yarışmaya katılmak için serpilkirbooks hesabıma göz atabilirsiniz...

Okumak İptiladır Müptelalara Selam Olsun...


























As!'den_My Girlfriend is a Gumiho(Kız Arkadaşım 9 Kuyruklu bir Tilki)_Karakter İncelemesi

Herkese selam, nasılsınız bakalım.. 


@kitapla_mola kızları olarak çokça harika bir turla daha sizlerleyiz. ve bendeniz Asi kız sizler için  harika bir karakter incelemesi hazırladım, umarım beğenirsiniz 💗

Kore drama sevdamızı bilmeyen yoktur sanırım. Kitaplar bir yana dramalar bir yana iken sevgili @olimposyayınları ikisini bir araya getirdi. Hal böyle olunca kalplerimizi çalması da kaçınılmaz oldu tabi. Yayınevinin son bombası My Girlfriend is a Gumiho(Kız Arkadaşım 9 Kuyruklu bir Tilki) kitabı.


İlk olarak tabi ki tatliş oğluşumuz Cha Dae Woong'dan bahsetmek istiyorum.

Cha Dae Woong, her defasında dedesinin hışmına uğrayan, aksiyon oyuncusu olma yolunda çekilen her acı mübahtır mantığıyla hareket eden, şımarıklıkta level atlayan tatliş mi tatliş oğlumuzdur. Yine bir gün dedesinden kaçarken kendisini bir anda bir tapınakta bulur. Telefonda gizemli bir ses tapınağın duvarında asılı olan bir resimde bulunan tilkiye dokuz adet kuyruk çizmesini ister. Başta itiraz etmeyi düşünse de oğluşumuz az biraz gölgesinden bile korkan bir tip olduğundan hemen kuyruğu çizi verir. Bu yaptığı şey 500 yıldır uyuyan devi - ay aman tilkiyi uyandırmak olur. Karşısına güzelliğin kitabını yeniden yazdıracak güzellikte (kızı sevdiğimden abartıyor olabilirim ama öyle) bir kız görünce önce heyecanlanır ama kızın tutarsız konuşmaları, onun başında çiçeği eksik bir deli olduğuna karar vermesine neden olur.


Kızdan kurtulmak için türlü türlü yolu denesede başarılı olamaz. Bilin bakalım kızdan nasıl kurtuluyor? Kurtuluyor mu yoksa aksi olup kızın peşine mi takılıyor? Yoksa şımarık oğluşumuz Woong'umuzu uslu bir adama mı dönüştürüyor? . Ahh tabiki size bunlardan bahsetmeyeceğim. 😁Şahsen benim için kitapta  en en en sevdiğim anlar bu ikisinin olduğu anlardı. İnanın ve güvenin bana. Sayfaları, gülerek, yer yer hüzünlenerek ve çoğu zamana Woong'un bencilliğine kızarak okuyorsunuz. Dizi de Woong karakterini, askerimiz Lee Seung Gi oynuyor. Şımarık, bencil ve aşık adam rolünde o kadar iyi ki izlemlere doyamadık kendisini.
 


 İşte karşınızda  9 kuyruklu Tilkimiz Gu-Mi-Ho muz 😋 500 yıl önce büyük annesi tarafından kuyrukları kesilen ve bir resmin içine hapsedilen Gumihomuz yüzyıllar boyu özgür olmanın hayalini kurar.  Tilkiyi o kadar sevdik o kadar benimsedik ki diğer tilki dostlara bakış açımızı değiştirdi 😂 (tabiki şaka) Şaka bir yana Gumiho G.Kore'de efsanelerin en inanılanı. Rivayete göre, istediği bir çok kılığa girebilen Gumiho, erkekleri baştan çıkarıp istediği her şeyi yaptırabilirmiş.  Bizim Gumiho'muz ise erkeklerden çok etlerden etkileniyor. Fazlasıyla et tutkunu, bir oturuşta koca bir ineği yiyebilir hatta çok daha fazla sevimli olurlarsa çocukları bile yiyebilir ve bence Woong biraz daha kafasının tasını attırırsa onu bile yiyebilir. 😋


Kızımız da Woong'u böyle korkutuyor. Karşılaştıkları ilk geceden itibaren Woong'un peşinden yarılmayan, ondan aldığı koku ve keskin duyuları
sayesinde onu hiç kaybetmiyor. İlk başlarda ki kaçan ve kovalayan anları izlemek/okumak o kadar eğlenceliydi ki kahkaha atmayı garantiliyor. Ve bu anları okurken inanın diziyi izlemiş kadar oluyorsun. Çok güzel anlatılmış.  Woong bir yerde haklı, sonuç olarak güzelliğini bir kenara bırakırsak karşısında ki bir Tilki, arkasında 9 kuyruğu olan bir tilki hem de. Ama öte yandan kızımızda haklı, 500 yılın sonunda yeniden hayata dönüyor ve bunu saf bir sevgi ve çokça et yemekle geçirmek istiyor. Woong, bir şekilde Gumiho'nun güçlerinin farkına varır ve bir anlaşma yaparlar. Woong askiyon sahneleri için onu kullanmaya başlar , karşılığında da kızımız onun yanında yaşayacaktır. 😶 Bu arada Gumiho'yu en sevdiğim G.Kore'li oyuncu Shin Min Ah canlandırıyor. Hatunu sevmeyen yoktur sanırım.  Şirinemsi rolü kendisinden başkası cıks bence oynamayazdı ki bizler dahil herkes onu Gumiho olarak benimsedi 😍

 Efsane replik Hoi! hoi!


O kadar güzel sahneleri var ki, yazarken hepsi aklıma geliyor, mutlu, hüzünlü ve yoğun aşk duygusunu hissetmeden es geçemiyorum.
 
  Şunların sevimliliklerine baksanıza 💕



Kitabın bir diğer karakteri ve en gizemli insanı veteriner Park Dong Joo. Gumiho'nun bu yeni dünyaya ayak uydurmasında en çok yardımcı olan insan tanesidir kendisi.   Adamın sırları var ve bu sırlar yer yer beni üzsede yinede Gumiho'yu insan olmaktan vazgeçirme çabaları fazlasıyla can sıkıyor. En azından benim öyle 😟





Bir kitap da olmazsa olmaz cadı insan. Kendisine gereksiz de diyebiliriz. Woong'un karşılıksız sevdiği aşkı ismi lazım değil insan. Woong kovaladı bu hatun kendisini naza çekti durdu.  Woong'un Gumiho'yla yakınlaşmasını kıskanan, karşılıksız aşka karşılık vermek için adeta cadıya dönüşen gereksiz insan 😈😈






Ponçik dedemizi unutmayalım tabi, adamın tek istediği torununun derslerinde başarılı olması ve üniversiteden mezun olması. Ama işler onun istediği gibi ilerlemiyor. Belki başarır belli mi olur 😛












Ve bunlarda kitap/dizinin geri kalan oyuncuları. Belki başrolde değiller ama şahsen olmazsa olmazlarımız olur kendileri..
  
Hadi şimdi sizleri en sevdiğim gif'lerle baş başa bırakayım. 


Ahh bu kiss'ler ahhhh

İnsanlığı kıskançlık krizlerine sokacak olan anları okumak elbette ki hayatımızın selameti açısından  sakıncalı ama böylesi aşkları okumazsak biz nasıl sevebiliriz ki 


 
 

Bir kitap kurdu olarak, en en en sevdiğin diziyi kitap tasarımıyla okumak şahane bir duygu. Bunun yanında bir de harika kapak tasarımı ve iç dizaynı, yanında bir de kocaman Gumiho posteri de oldu mu aman değmeyin keyfimize.



 Bize sunduğu bu harika kitap için sevgili Olimpos Yayınlarına ve çok çok sevgili Seda'ya teşekkürler. Kendisinden aldığım tüyolar muhteşem ve ben sabırsızlıkla beklediğimi de şuracağa not olarak düşeyim..



Sizleri, nomu nomu nomu nomu seviyorum

 Kitapsız ve K-dramasız bir tek günümüzün dahi geçmemesi dileğiyle.. Sevgiler As!

BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI